Toplam 18,363 Hadis
Konular

Sadaka Kategorisi

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,448 وَعَنْ عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]حَمَلْتُ عَلَى فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَأضَاعَهُ الَّذِي عِنْدَهُ فَأرَدْتُ أَنْ أَشْتَرِيهُ وَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَبِيعُهُ بِرُخْصِ. فَسَأَلْتُ النَّبِيّ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: َ تَشْتَرِهِ وََ تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ، وَإِنْ أَعْطَاكَهُ بِدِرْهَمٍ. فَإِنَّ الْعَائِدَ فِي صَدَقَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْئِهِ[. أخرجه الستة.وفي رواية المالك: كَالْكَلْبِ يَعُودُ فِي قَيْئِهِ .
"Ben Allah yolunda bir at tasadduk etmiş idim. Ona sahip olan kişi, hayvanın bakımını ihmal etti. Bunun üzerine atı satın almak istedim. Biraz ucuza satar diye düşünüyordum. Önce Resulullah aleyhissalatu vesselam'a bir sorayım dedim. "Sakın ha! buyurdu, ne onu satın al ne de sadakana dön, hatta onu sana bir dirheme verse bile. Zira sadakasına dönen, kustuğuna dönen gibidir!." buyurdular."[66] Muvatta'nın bir rivayetinde şu ziyade vardır: "...(Sadakasına dönen) kusmuğuna dönen köpek gibidir."

Kutub-i Sitte

Ebu Musâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#9,447 وَعَنْ أَبِي مُوسَى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْخَازِنُ الْمُسْلِمُ ا‘َمِينُ الَّذِي يُعْطِي مَا أُمِرَ بِهِ طَيِّبَةً بِهِ نَفْسِهِ أَحَدُ الْمُتَصَدِّقِيِنَ[. أخرجه الشيخان .
 "Müslüman emin vekilharc, kendisine emredilen malı, gönül hoşluğu ile verdiği taktirde tasadduk edenlerden biri olur (ve sevaba iştirak eder)."

Buharî, Zekât: 25; Müslim, Zekât: 79, (1023);

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: 

#9,446 وَعَنْ اِبْنِ عمرو بن العاص رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ يَجُوزُ ِمْرَأَةٍ عَطِيَّةُ إَِّ بِإِذْنِ زَوْجِهَا[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Kadının ihsanda bulunması, ancak kocasının izniyle caizdir!" buyurdular."

Kutub-i Sitte

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,445 -وَعَنْ جَابِرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]جَاءَ رَجُلٌ بِمِثْلِ بَيْضَةٍ مِنْ ذَهَبٍ فَقَالَ: يَا رَسُولَ للّهِ! أَصَبْتُ هَذِهِ مِنْ مَعْدِنٍ فَخُذْهَا فَهِيَ صَدَقَةٌ، مَا أَمْلِكُ غَيْرَهَا. فَأَعْرَضَ عَنْهُ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. ثُمَّ أَتَاهُ مِنْ قَبْلِ رُكْنِهِ ا‘َيْمَنِ. فَقَالَ: مِثْلَ ذَلِكَ. فَأَعْرَضَ عَنْهُ فَأَتَاهُ مِنْ قَبْلِ رُكْنِهِ ا‘َيْسَرِ. فَقَالَ: مِثْلَ ذَلِكَ. فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ أَتَاهُ مِنْ خَلْفِهِ. فَقَالَ: مِثْلَ ذَلِكَ. فَأَخَذَهَا صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَحَذَفَهُ بِهَا فَلَوْ أَصَابَتْهُ ‘َوْجَعَتْهُ؛ وَقَالَ يَأْتِي أَحَدُكُمْ بِمَا يَمْلِكُ فَيَقُولُ: هَذِهِ صَدَقَةٌ؟ ثُمَّ يَقْعُدُ يَتَكَفَّفُ النَّاسَ. خَيْرُ الصَّدَقَةِ مَا كَانَ عَنْ ظَهْرِ غَنِىٍّ[. أخرجه أَبُو دَاوُد.»يتكَفَّفُ النَّاس«. يسألهم ويطلب منهم ما يأخذ ببطن كفه 
"Adamın biri yumurta büyüklüğünde bir altın getirip: "Ey Allah'ın Resulü, şunu bir madende ele geçirdim, bunu alın, tasadduk ediyorum! Bundan başka birşeyim de yok" dedi. Aleyhissalatu vesselam (memnuniyetsizliğini ifade için ondan yüzünü çevirdi. Sonra adam Resulullah'ın sağtarafından yaklaşıp aynı şeyleri söyledi. Efendimiz yine adamdan yüzünü çevirdi. Adam bu sefer sol tarafından yaklaştı, aynı şeyleri söyledi. Resulullah yine adamdan yüzünü çevirdi, sonra adam arka cihetinden yine yaklaşıp önceki sözlerini aynen tekrar etti. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam onu aldı ve adama attı. Eğer değseydi canını yakacaktı. Buyurdular ki: "Biriniz bütün sahib olduğu serveti getirip: "Bunu sadaka olarak veriyorum" diyor ve sonra da oturup halka avuç açıyor! Hayır. Sadakanın hayırlısı zenginlikten sonrakidir."

Ebu Dâvud, Zekât: 39, (1673);

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,444 وَعَنْ جَابِرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]أَمَرَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ كُلِّ جَادٍّ عَشْرَةَ أَوْسُقٍ مِنَ التَّمْرِ بِقِنْوٍ يُعَلَّقُ فِي الْمَسْجِدِ لِلمَسَاكِينِ[. أخرجه أَبُو دَاوُد .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), hurma mahsulünden her on vask miktara, fakirler için, bir salkım hurmanın mescide asılmasını emretti."

Ebu Dâvud, Zekât: 32, (1662); 

Ebu Dâvud'daki bir rivayette: 

#9,443 و‘بي دَاوُد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: ]لِلسَّائِلِ حَقٌّ وَلَوْ جَاءَ عَلَى فَرَسٍ[ .
 "Dilenci için bir hak vardır,at üzerinde gelse bile" buyurmuştur."

Ebu Dâvud, Zekât: 33, (1665);

Zeyd İbni Eslem (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#9,442 وَعَنْ زيد بن أسلم رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَعْطُوا السَّائِلَ وَلَوْ جَاءَ عَلَى فَرَسٍ[. أخرجه مالك .
 "Dilenci at üzerinde de gelse ona sadaka verin."

Muvatta, Sadaka: 3, (2, 992);

Said İbnu'l Müseyyeb (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,441 وَعَنْ سَعِيدِ بن المسيب رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]اَتَى سَعْدُ بنُ عُبَادَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ رَسُولَ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: أَىُّ الصَّدَقَةِ أَعْجَبُ إِلَيْكَ؟ قَالَ: الْمَاءُ[. أخرجه أَبُو دَاوُد .
"Sa'd İbnu Ubade (radıyallahu anh), Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek sordu: "Senin hoşuna giden sadaka hangisidir?" "Su!" cevabını verdi."

Ebu Dâvud, Zekât: 41, (1679-1680);

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,440 وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قِيلَ يَارَسُولَ للّهِ، أَيُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ؟ قَالَ: جُهْدُ الْمُقِلِّ، وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ[. أخرجه أَبُو دَاوُد.»الْجُهْدُ« بالضم: الوسع والطاقة من المقل الَّذِي ماله قليل فهو يعطي بقدر ماله .
 "Bir gün: "Ey Allah'ın Resulü! dendi, hangi sadaka daha üstündür?" "Fakirin cömertliğidir. Sen bakımıyla mükellef olduklarından başla."

Ebu Dâvud, Zekât: 40, (1677);

Adiyy İbnu Hatim (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,439 وَعَنْ عدي بن حاتم رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةِ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun" buyurdu."

Kutub-i Sitte

Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 

#9,438 وَعَنْ علي رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَادِرُوا بِالصَّدَقَةِ فَإِنَّ الْبََءَ َ يَتَخَطَّاهَا[. أخرجه رزين .
"Sadaka vermede acele edin. Çünkü bela sadakanın önüne geçemez."

Rezîn tahriç etmiştir. (Câmi'u's-Sagîr şerhi Feyzu'l-Kâdir'de mevcuttur) 3, 195); 

Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 

#9,437 وَعَنْ أَبِي مُوسَى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَطُوفُ الرَّجُلُ فِيهِ بِالصَّدَقَةِ مِنَ الذَّهَبِ فََ يَجِدُ أَحَدًا يَأْخُذُهَا مِنْهُ، وَتَرَى الرَّجُلَ الْوَاحِدَ يَتْبَعُهُ أَرْبَعُونَ امْرَأَةً يَلُذْنَ بِهِ مِنْ قِلَّةِ الرِّجَالِ وَكَثْرَةِ النِّسَاءِ[. أخرجه الشيخان .
"Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından sadaka ile (çarşı pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi bulamaz. O zaman, tek bir erkeğe kırk tane kadının tabi olduğunu ve kadınların çokluğu ve erkeklerin azlığı sebebiyle ona sığındıklarını görürsün."

Buharî, Zekât: 9; Müslim, Zekât: 59, (1012);

İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,436 وَعَنْ اِبْنِ مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ:]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ وَسَّعَ عَلَى عِيَالِهِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَسَّعَ اللّهُ عَلَيْهِ سَائرَ سَنَتِهِ. قَالَ سُفْيَانُ: إِنَّا قَدْ جَرَّبْنَاهُ فَوَجَدْنَاهُ كَذَلِكَ[. أخرجه رزين .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim ailesine Aşure günü geniş (cömert) davranırsa Allah da ona senenin geri kalan günlerinde geniş davranır." Süfyan Sevri der ki: "Biz bunu denedik ve öyle bulduk."

Rezin tahric etmiştir. (Cami'üs-Sağîr (Şerhi Feyzu'l- Kadir'de mevcuttur) 6, 235); 

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,435 وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: دِينَارٌ أَنْفَقَتْهُ فِي سَبِيلِ اللّهِ، وَدِينَارٌ أَنْفَقْتَهُ فِي رَقَبَةٍ، وَدِينَارٌ تَصَدَّقْتَ بِهِ عَلَى مِسْكِينٍ، وَدِينَارٌ أَنْفَقْتَهُ عَلَى أَهْلِكَ! أَعْظَمُهَا أَجْرًا الَّذِي أَنْفَقْتَهُ عَلَى أَهْلِكَ[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir dinar var Allah yolunda harcadın, bir dinar var köle azad etmede harcadın, bir dinar var fakirler için tasadduk ettin, yine bir dinar var onu da ailen için harcadın. İşte (hep hayırda harcanan) bu dinarların sana en çok sevap getirecek olanı ehlin için harcadığındır."

Müslim, Zekât: 39, (995);

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 

#9,434 عن أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ فِيهِ الْعِبَادُ إَِّ وَمَلَكَانِ يَنْزَِنِ مِنَ السَّمَاءِ يَقُولُ أَحَدُهُمَا: اَللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلْفًا؛ وَيَقُولُ اŒخَرُ: اَللَهُمَ اَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا[. أخرجه الشيخان.وفي أخرى: ]يَقُولُ اللّهُ تَعَالَى: يَا اِبْنَ آدَمَ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ[ .
"Kulların sabaha erdiği her günde iki melek semadan iner ve bunlardan biri şöyle dua eder: "Ey İlahımız! İnfak edene halef (devam) ver." Diğeri de şöyle dua eder: "Ey İlahımız! Cimriye de telef ver." Bir başka rivayette: "Allah Teala Hazretleri şöyle der: "Ey Âdemoğlu Sen infak et, ben de sana infak edeyim" şeklinde gelmiştir.

Buharî, Zekât: 28; Müslim, Zekât: 57, (1010).

Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#9,433 -وَعَنْه رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَيْنَا رَجُلٌ فِي فََةٍ مِنَ ا‘َرْضِ إِذْ سَمِعَ صَوْتًا فِي سَحَابَةِ اسْقِ حَدِيقَةَ فَُنٍ. فَتَنَحَّى ذَلِكَ السَّحَابُ فَأَفْرَغَ مَاءَهُ فِي حَرَّةٍ فَإِذَا شَرْجَةٌ مِنْ تِلْكَ الشِّرَاجِ قَدِ اسْتَوْعَبَتْ ذَلِكَ الْمَاءَ. فَتَتَبَّعَ الْمَاءَ فَإِذَا رَجُلٌ قَائِمٌ فِي حَدِيقَةٍ يُحَوِّلُ الْمَاءَ بِمِسْحَاتِهِ. فَقَالَ لَهُ: يَا عَبْدُ اللّهِ، مَا اسْمُكَ لِمَ ؟ قَالَ فَُنٌ، اِسْمُ الَّذِي سَمِعَ فِي السَّحَابَةِ. فَقَالَ لَهُ: يَا عَبْدَ اللّهِ، لِمَ سَألْتَنِي عَنْ اسْمِي؟ قَالَ: سَمِعْتُ صَوْتًا فِي السَّحَابِ الَّذِي هَذَا مَاؤُهُ يَقُولُ: اِسْقِ حَدِيقَةَ فَُنٍ، ِسْمِكَ. فَمَا تَصْنَعُ فِيهَا؟ قَالَ: أَمَّا إِذْ قُلْتَ هَذَا فَإِنِّي أنْظُرُ إِلَى مَا يَخْرُجُ مِنْهَا فَأتَصَدَّقُ بِثُلِثِهِ.وَآكُلُ أَنَا وَعِيَالِي ثُلُثَهُ، وَأرُدَّ فِيهَا ثُلُثَهُ[. أخرجه مسلم.»الحَرَّةُ« بفتح الحاء: ا‘رض ذات الحجارة السوداء.»وَالشَّرْجَةُ« واحدة الشراج وهى مسايل الماء إِلَى السهل من ا‘رض.»وَالمِسْحَاةُ« المجرفة من الحديد .
"Bir adam boş bir arazide giderken bulut içinden gelen bir ses işitti: "Falancanın bahçesini sula!" diyordu. O bulut uzaklaşarak suyunu bir ketire (kayalığa) boşalttı. Derken oradaki sel yollarından biri bu suların tamamını akıtmaya başladı. Adam da suyun istikametini takiben yürüdü. Bir müddet sonra, suyu bahçesine çevirmek üzere elinde bir kürek, çalışan bir adam gördü. Ona: "Ey Allah'ın kulu ismin ne?" diye sordu. "Falan!" dedi. Bu isim, adamın buluttan işittiği isimdi. Bu sefer o sordu: "Ey Allah'ın kulu, peki sen benim adımı niye sordun?" "Ben sana şu suyu getiren buluttan bir ses işitmiştim, senin ismini söyleyerek "Falanın bahçesini sula!" diyordu. Sen bahçede ne yapıyorsun?" "Madem ki sordun söyleyeyim. Ben bu bahçeden çıkan mahsule nezaret ederim. Ondan çıkan mahsulün üçte birini tasadduk ederim. Üçte birini ben ve ailem yeriz, üçte birini de bahçeye iade ederim" dedi."

Müslim, Zühd: 45, (2984);

Enes r.a’ten rivâyete göre, 

#5,879
Rasulullah s.a.v’e bir miktar et getirilmişti. Rasulullah s.a.v:
“Bu nedir?” diye sorunca, Berire’ye 
getirilen sadakalardan denildi. O zaman Rasulullah s.a.v: “Bu et Berire’ye sadakadır. Fakat bize onun hediyesidir” buyurdu.

Nesai, Umra: 4 Hn: 3700; (Müslim, Zekat: 52; Ebû Davud, Zekat: 30

Abdurrahman b. Alkame es Sekafi r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,878
Sekif heyeti Rasulullah s.a.v’e gelmiş ve hediye de getirmişlerdi. Rasulullah s.a.v’de: “Bu getirdiğiniz hediye midir yoksa sadaka mıdır?” diye sordu. “Eğer hediye ise bu hediye ile Allah’ın Rasulünü memnun etmek ve ihtiyacını gidermek istenmiştir. Eğer sadaka ise Allah’ın rızası kazanılmak istenmiştir.” Onlar: Hayır busadaka değil hediyedir dediler. Rasulullah s.a.v'de onların getirdikleri bu hediyeyi kabul etti. Onlarla beraber oturup konuştu onlara bazı şeyler sordu onlar da Rasulullah s.a.v’e sordular o kadar çok oturup konuştular ki öğle ile ikindi namazını cem ederek birlikte kıldılar. 

Nesai, Umra: 4 Hn: 3698; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir. Garip Osman der ki: Bu tür rivayetlere dikkat edilmelidir. Hadislerde bazen olaylar maalesef en ince ayrıntısına kadar anlatılmaya biliniyor.  Veya bir namaz bitiminden sonra vakit çıkıyor hemen kamet getirilip diğer vaktin namazına başlanıyor. Olaya şahit olan sahabe sanki o namazın mesela öğlen namazının ilki namazı girer girmez kılındığını sandığı gibi olabiliyor. Bu nedenle burada şu ihtimal göz ardı edilemez. Efendimiz s.a.v. gelen heyetle çok önemli bir görüşme yapmakta muhtemelki  öğle namazını vaktin sonuna kadar tehir edip vakit çıkmadan kılıp ardından ilkindi vakti girdiği için kalkıp ilkindi namazının kılınması gibi. Rasülullah s.a.v. çoğu kez bugün bizlerin yaptığı gibi hemen Kevser ve ihlasla namaz kıldıran biri değildi. Dolayısıyla namazı bittiğinde vakit artık çıkmış oluyor ve  kamet getirilip ilkindi namazına başlanmış oluyor. Olaya tanıklık eden ravilerin bazıları burada öğlen namazının ilkindi vakti kılındığını sanmaları gibi. Bu izahtaki uygulama şeklini İbn Ömer gibi bazı sahabelerde de özellikle seferde iken görmekteyiz. 

İbn Abbas (r.a.)’den:

#899 أَنَّ رَجُلًا، قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ " أُمِّي تُوُفِّيَتْ أَفَيَنْفَعُهَا إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: فَإِنَّ لِي مَخْرَفًا فَأُشْهِدُكَ أَنِّي قَدْ تَصَدَّقْتُ بِهِ عَنْهَا
“Bir adam Ey Allah’ın Rasulü, annem öldü onun adına sadaka versem ona faydası olur mu? Rasulullah (s.a.v.): “Evet” buyurdu. Adam da: Benim bir hurma bahçem var onu annem için sadaka verdim.” Tirmizi der ki: İlim adamları da bu hadisle amel etmekte olup, şöyle derler: “Ölüye sadaka ve duadan başka bir şey ulaşmaz.” Hadiste geçen “Benim bir Mahrefem var” sözü hurma bahçem var demektir.

Müslim, Zekat: 15; Nesai, Vesaya: 8; Tirmizi, Zekat 33 Hn: 669 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bazıları da bu hadisi Amr b. Dinar’dan, İkrime’den, mürsel olarak rivâyet etmişlerdir.

Ömer (r.a.)’dan: Ömer Allah yolunda savaşmak için bir kimseye atını vermişti. Sonra o atın satılmakta olduğunu görünce onu satın almak istedi. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.):

#898 لَا تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ
“Sadakanı satın alarak bir daha ona geri dönme” buyurdular. İlim adamlarının çoğunluğu bu hadise göre amel ederler.

Buhari, Zekat, 60; Tirmizi, Zekat 32 Hn: 668. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Büreyde b. Hasib (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’in yanında oturuyordum bir kadın geldi ve:

#897 يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ تَصَدَّقْتُ عَلَى أُمِّي بِجَارِيَةٍ وَإِنَّهَا مَاتَتْ، قَالَ: وَجَبَ أَجْرُكِ وَرَدَّهَا عَلَيْكِ الْمِيرَاثُ قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا كَانَ عَلَيْهَا صَوْمُ شَهْرٍ أَفَأَصُومُ عَنْهَا؟ قَالَ: صُومِي عَنْهَا " قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا لَمْ تَحُجَّ قَطُّ أَفَأَحُجُّ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ حُجِّي عَنْهَا
“Ey Allah’ın Rasulu ben anneme sadaka olarak bir cariye vermiştim. Annem de öldü ne yapmam gerekir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v.)’de şöyle buyurdular: “Sevabın sana yazılmış olup miras hukuku da o cariyeyi sana geri çevirmiştir.” Kadın: “Ey Allah’ın Rasulu annemin bir aylık tutamadığı oruç borcu vardı onun yerine o oruçları tutabilir miyim?” Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Onun yerine oruçlarını tut.” Kadın: “Annem Hac yapmamıştır onun yerine hac yapabilir miyim? Rasulullah (s.a.v.) buyurular ki: “Evet onun yerine hac yap.” Tirmizi der ki: İlim adamlarının çoğunluğu bu hadisle amel ederler ve derler ki: Bir kimse bir sadaka verir de o sadakası ona miras olarak dönerse o sadakası ona helaldir. Bir kısım ilim adamları ise: “Sadaka Allah için verilmiş bir şeydir, miras olarak kişiye dönerse onu alıp benzeri bir yere harcaması gerekir.”

Müslim, Sıyam: 27; Ebu Davud, Zekat: 31; Tirmizi, Zekat 31 Hn: 667 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis sadece Büreyde’nin bu rivâyetiyle bilinmektedir. Abdullah b. Atâ hadisçiler yanında güvenilir bir kimsedir. Sûfyân es Sevrî ve Züheyr bu hadisi Abdullah b. Atâ’dan rivâyet etmişlerdir.

Ümmü Büceyd (r.anha), Rasalullah (s.a.v.)’e biat eden kadınlardandır. Rasülullah (s.a.v.)’e şöyle dedi:

#895 يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ الْمِسْكِينَ لَيَقُومُ عَلَى بَابي فَمَا أَجِدُ لَهُ شَيْئًا أُعْطِيهِ إِيَّاهُ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ : " إِنْ لَمْ تَجِدِي شَيْئًا تُعْطِينَهُ إِيَّاهُ إِلَّا ظِلْفًا مُحْرَقًا فَادْفَعِيهِ إِلَيْهِ فِي يَدِهِ
“Yoksul kimse kapıma gelip dikilir ve ben de ona verecek bir şey bulamaz isem ne yapmalıyım? Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) o kadına şöyle buyurdu: “Ona verecek bir şey bulamaz isen bile, değersiz ve az görülen yanmış bir koyun tırnağı bile olsa onun eline sıkıştırıver.”

Tirmizi, Zekat 29 Hn: 665; Ebu Davud, Zekat: 33; Nesai, Zekat: 80 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ali, Hüseyin b. Ali, Ebu Hüreyre ve Ebu Umame’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ümmü Büceyd hadisi hasen sahihtir.

Enes b. Malik (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#894 إِنَّ الصَّدَقَةَ لَتُطْفِئُ غَضَبَ الرَّبِّ وَتَدْفَعُ عَنْ مِيتَةِ السُّوءِ
“Sadaka vermek Rabbinin isyan edenlere karşı gazabını söndürür ve kötü ölümü de önler.”

Tirmizi, Zekat 28 Hn: 664. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir.

Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#717 كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ، وَإِنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ أَنْ تَلْقَى أَخَاكَ بِوَجْهٍ طَلْقٍ، وَأَنْ تُفْرِغَ مِنْ دَلْوِكَ فِي إِنَاءِ أَخِيكَ
“Her yapılan iyilik sadaka sevabı kazandırır. Kardeşini güler yüzle karşılamak bir iyilik olduğu gibi kendi kabından ihtiyacı olan bir şeyi kardeşinin kabına boşaltmakta bir iyilik olup sadaka sevabı kazandırır.”

Tirmizi, Birr ve Sıla 45 Hn: 1970; Ahmed, Müsned Hn: 14182 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Zerr’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Ebu Mesud el Ensari r.a'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#712 نَفَقَةُ الرَّجُلِ عَلَى أَهْلِهِ صَدَقَةٌ
“Kişinin çoluk çocuğuna yaptığı harcamalar da sadakadır.”

Buhari, İman: 53; Müslim, Zekat: 69; Tirmizi, Birr ve Sıla 42 Hn: 1965 ve diğerleri.ž Bu konuda Abdullah b. Amr, Amr b. Umeyye ed Damri ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Esma binti Ebu Bekir r.a. dedi ki:

#707 قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّهُ لَيْسَ لِي مِنْ بَيْتِي إِلَّا مَا أَدْخَلَ عَلَيَّ الزُّبَيْرُ، أَفَأُعْطِي؟ قَالَ: نَعَمْ، وَلَا تُوكِي فَيُوكَى عَلَيْكِ " يَقُولُ: لَا تُحْصِي فَيُحْصَى عَلَيْكِ
"Ey Allah’ın Rasulü evimde kocam Zübeyr’in getirdiğinden başka bir şey yoktur bu durumda ben de sadaka olarak bir şeyler verebilir miyim? Diye sordum da Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Evet verebilirsin sen cüzdanın ağzını kapatma sana verilen cüzdanın ağzı da kapanır. Rasülullah (s.a.v.) şöyle devam etti: Verirsen sayma sana da sayılarak verilir.”

Buhari, Edeb: 39; Tirmizi, Birr ve Sıla 40 Hn: 1960; Ebu Davud, Zekat: 46 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu konuda Aişe ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Bazıları bu hadisi aynı sened ile İbn ebî Müleyke’den, Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr’den ve Esma binti ebi Bekir’den rivâyet etmişlerdir. Pek çok kimse bu hadisi Eyyub’tan rivâyet ederek hadisin senedinde “Abbâd b. Abdullah b. ez Zübeyr’den” demediler.

Ebu Zerr r.a dedi ki:

#703 تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أَخِيكَ صَدَقَةٌ
"Kardeşine güler yüzlü davranmanda sadakadır."

İbn Hibban, Sahih Hn: 474 ve diğerleri.

Ebu Zerr r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#702 تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أَخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ، وَأَمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَنَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ، وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أَرْضِ الضَّلَالِ لَكَ صَدَقَةٌ، وَبَصَرُكَ لِلرَّجُلِ الرَّدِيءِ الْبَصَرِ لَكَ صَدَقَةٌ، وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَةَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ، وَإِفْرَاغُكَ مِنْ دَلْوِكَ فِي دَلْوِ أَخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ
“Kardeşinizin yüzüne gülmeniz size sadaka sevabı kazandırır. İyi şeyleri emredip kötülüklerden sakındırmak sadaka sevabı kazandırır. Yabancısı bulunduğu bir bölgedeki kimseye yol gösterip yardımcı olmak sadaka sevabı kazandırır. Gözünden rahatsız olan bir kimseye yardımcı olmanız sizin için yine sadaka sevabı kazandırır. Yollardan insanların gelip geçmesine engel olabilecek taş, kemik, diken gibi şeyleri kaldırmak ta yine sadaka sevabı kazandırır. Kendi kabından ihtiyacı olan bir kimsenin kabına bir şeyler boşaltıvermekte yine sadaka sevabı kazandırır.”

Tirmizi, Birr ve Sıla 36 Hn: 1956; İbn Hibban, Sahih Hn: 529; Bahrul Zahhar Müsnedi Bezzar Hn: 4070; İbn Abdilber, Temhid Hn: 3872; Mervezi, Tazimu kadrus Salat Hn: 813 ve diğerleri. Tirmizi: Bu Konuda İbn Mesud, Cabir, Huzeyfe, Aişe ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebu Zümeyl’in ismi Simak b. Velîd el Hanefi’dir.

Ebu Umame r.a. der ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#528 يَا ابْنَ آدَمَ، إِنَّكَ إِنْ تَبْذُلِ الْفَضْلَ خَيْرٌ لَكَ، وَإِنْ تُمْسِكْهُ شَرٌّ لَكَ، وَلَا تُلَامُ عَلَى كَفَافٍ، وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Ey Ademoğlu sen ihtiyaçtan fazlasını infak edip dağıtırsan senin için bu hayırlıdır. Eğer biriktirir ve elinde tutarsan senin için bu zararlıdır. Geçinecek kadarını biriktirmenden dolayı kınanmazsın sen harcamaya önce geçimini üzerine aldığın kimselerden başla veren el alan elden daima üstündür…”

Müslim, Zekat: 32; Tirmizi, Zühd 32 Hn: 2343 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Şeddad b. Abdullah; Ebû Ammâr diye künyelenir.

Ebu Kebşe ( Sad bin Amr) el Enmari (r.a.)’den bizzat kendisi Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

#509 ثَلَاثَةٌ أُقْسِمُ عَلَيْهِنَّ وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ، قَالَ: " مَا نَقَصَ مَالُ عَبْدٍ مِنْ صَدَقَةٍ، وَلَا ظُلِمَ عَبْدٌ مَظْلَمَةً فَصَبَرَ عَلَيْهَا إِلَّا زَادَهُ اللَّهُ عِزًّا، وَلَا فَتَحَ عَبْدٌ بَابَ مَسْأَلَةٍ إِلَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ بَابَ فَقْرٍ أَوْ كَلِمَةً نَحْوَهَا وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ، قَالَ: إِنَّمَا الدُّنْيَا لِأَرْبَعَةِ نَفَرٍ: عَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالًا وَعِلْمًا فَهُوَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَيَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَيَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَفْضَلِ الْمَنَازِلِ، وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ عِلْمًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ مَالًا فَهُوَ صَادِقُ النِّيَّةِ، يَقُولُ: لَوْ أَنَّ لِي مَالًا لَعَمِلْتُ بِعَمَلِ فُلَانٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَأَجْرُهُمَا سَوَاءٌ، وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ عِلْمًا فَهُوَ يَخْبِطُ فِي مَالِهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ لَا يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَلَا يَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَلَا يَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَخْبَثِ الْمَنَازِلِ، وَعَبْدٍ لَمْ يَرْزُقْهُ اللَّهُ مَالًا وَلَا عِلْمًا، فَهُوَ يَقُولُ: لَوْ أَنَّ لِي مَالًا لَعَمِلْتُ فِيهِ بِعَمَلِ فُلَانٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَوِزْرُهُمَا سَوَاءٌ
“Üç özellik var ki onlar üzerine yemin ederim, size bir söz söyleyeceğim onu hafızanızda iyi tutun dedi ve şöyle buyurdu: “Sadaka vermekten bir kulun malı eksilmez. Uğradığı haksızlıklara sabreden kulun Allah şerefini artırır. Dilencilik kapısını açan bir kula Allah yoksulluk kapısını açar veya benzeri bir ifade kullandı.

Tirmizi, Zühd 17 Hn: 2325; İbn Mace, Zühd: 8 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.