Toplam 16,407 Hadis
Konular

Temizlik Kategorisi

- İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edildi:

#10,384
Peygamber salat ve selam üzerine olsun geçerken Hz. Sevde'nin öl­müş olan koyununu gördü: »Sahipleri derisinden faydalansalar ya» buyurdu. Bu söz üzerine, koyunun derisini yüzüp evde su tulumu yaptılar ve eskiyinceye kadar kul­landılar.  

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 78/38

- ibn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edildi:

#10,383
Peygamber Salat ve selam üzerine olsun buyurdu ki: .«—Her Ölü hayvanın derisi tabaklandığında temiz oiur.» [3]

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 77/37 [3]   Domuz, İnsan, ve  köpek  derileri,  bu  hükmün dışındadır.  

- Hammâm'dan şöyle rivayet edildi:

#10,382
-— Müslümanların annesi Hz. Ayşe'riin evinde, bir adam konuk kal­mıştı. Hz. Ayşe Ona, bir yorgan gönderivermiş, gece üzerine örtmüştü. O ge­ce konuk cünüp olmuştu. Adam bütün yorganı yıkayıverdi. Bunu duyan Ay­şe dedi ki: « Yorganı yıkamasının anlamı neydi? sadece kirli yerini ovalasaydı, yeterdi. Peygamberin salat ve selam üzerine olsun çamaşırının kirli yerini ovardım, sonra bununla namaz kılardı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 76/36

Hz. Âişe'nin şöyle dediği rivayet edlldi:

#10,381
«— Peygamber'in salat ve selam  üzerine olsun Çamaşırında kurumuş  olan  meniyi   ovarak temizledim.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 75/35

-Hz. Âişe'nin şöyle dediği  rivayet edildi:    

#10,380
'Peygamtoer salat ve selam üzerine olsun buyurdu ki: «— Hamam ne çirkin bir yerdirki orada avret yerleri örtülmez ve te­miz olmayan bir su vardır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 74/34

- Hz.İbrahim dedi:

#10,379
«Ümmü Süleym'dan İşiten biri bana söyle anlattı. «Ümmü Süleyman, Peygambere salat ve selam üzerine olsun sordu:                                              «— Kadın da erkek gibi ihtilam olduğunu görürse (yıkanır mı) Hz. Peygamber: «— Yıkanmalıdır»  cevabını  verdi.           

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 73/33

Hz. Âişe'den şöyle rivayet edildi:

#10,378
«— Peygamber -salat ve  selam  üzerine olsun Âişe'ye: seccadeyi bana getir» dedi. Hz. Aişe: «— Hayizliyim diyecek oldu. « Hayzın elinde değil ya» buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 72/32

-Huzeyfe'den  şöyle rivayet edildi.

#10,377
Peygamber saiat ve selam üzerine olsun elini Ona uzattı. O ise eli­ni vermekten çekiniyordu. Bu hareket karşısında Hz. Peygamber: «— Müslüman cünüplü'kle  necis olmaz»  buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 71/3

-Huzeyfe'den şöyle rivayet edildi:

#10,376
Peygamber salat ve selam  üzerine olsun elini ona uzattı. 0da elini vermeyerek çekti. Hz. Peygamber; «— Neden  böyle yaptın?» diye  sordu. Huzeyfe: Cünübüm» dedi. Peygamber (s.a): «— Göster elini   bize,  mümin neci  [pis) değildir» buyurdu. « Mümin, asla necis olmaz.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 70/30

Hz. Âişe (r.a.) nin şöyle dediği rivayet edildi:

#10,375
Peygamber salat ve selam  üzerine  olsun cünüpken uyumak istediğinde namaz  için  olduğu gibi  abdest alırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 69/29

Hz. Arşe (r.a) nin şöyle dediği' rivayet edildi:

#10,374
Peygamber-salat ve selam üzerine olsun- eşiyle gecenin başlarında cinsi münasebette bulunur, yukanmazdı. Gecenin bitiminde uyandığı va­kit ikinci defa münasebette bulunur ve öylece yıkanırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 68/28

-Hz. Âişe'nin şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,373
Peygamber salat ve selam üzerine olsun hanımlarından biriyle, ge­cenin başında cirrsi münasebette bulunur, yıkanmadan uyurdu. Gecenin sonunda  uyandığı zaman yine münasebette bulunurdu. Ve yıkanırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 67/27

Hz. Ali, Peygamber (s.a)'den şöyle rivayet etti:

#10,372
 «— Yolcu mestleri üzerine üç gün üç gece, yolcu olmayan da üç gün üç gece mesh eder.» buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 66/26

Huzeyme b. Sabit'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,371
Peygamber'den-salat ve seiam üzerine olsun mestler üzerine meshetmenin süresi soruldu. « Yolcu için üç gün üç gece; yolcu olmayan için de bir gün bir ge­cedir.» buyurdu.  

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 65/25

Huzeyme bin Sabit Hz. Peygamberden rivayetle şöyle dedi:

#10,370
Peygamber -salat ve selam üzerine olsun iki  mest üzerine meshetmenin süresini  şöyle  belirtti:  Yolcu olmayan  için  bir  gündüz  bir gece;yolcu için de üç gün üç gecedir; abdestliyken giymiş bu süre içerisinde onları çıkarmaz. Diğer bir rivayette şöyle buyurdu: (24/1) «— Mestler üzerine meshetmenin süresi, yolcu için üç gün, yojcu olmayan için bir gündüz ve bir gecedir. Mestleri giymeden önce abdest almak şartıyla bu süreyi kullanır.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 64/24

İbni Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,369
Peygamber salat ve selam üzerine olsun yolculuk sırasında mestleri   üzerine mesnetti ve bunun süresini belirtmedi.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 63/23

Hadis:Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'ın oğlu Sâlİm'den rivayet edildiğine göre:

#10,368
Babası Abdullah ile, Sad bin Ebt Vakkas, mestler üzerine rnesheime konusunu tartışmışlardı. Sad, «meshederim» derken, Abdullah: «mesnet-men doğrusu beni şaşırtıyor» diye cevap veriyordu. Sad dedi ki: «— Hz. Ömer'in yanında toplandık. Ömer (oğluna) şöyle dedi: «Amcan SÜNNETİ senden iyi  bir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 62/22

-İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,367
«— Irak savaşına katılmıştım. Birgün 'Sad bin Malik'in mestleri üze­rine mesh yaptığını ansızın gördüm, sordum: «— Ne bu yaptığın?»  dedim. «— Ey Ibn Ömer. Geri döndüğün zaman bu yaptığımı babana sor.» diye tenbih etti. Dönüşümde bunu babama sordum;  dedi ki: «— Peygamber'in salat ve selam üzerine olsun mesh ettiğini gör­düm. (O'na uyarak) mesh ettik.» Diğer rivayette şöyle dedi.                                 «(Savaş için) İrak'a gitmiştim. Orada Sad bin* Malik'i, mestleri üze­rine meshederken görüverdim; «Ne bu  yaptığın?» dedim. «Geri döndüğün zaman Ömer'e sor» diye cevap verdi. Dönüşümde Ömer'e gidip bunu sordum; bana: ( Peygamber'in -salat ve selam üzerine olsun mesh ettiğini gör­düm öylece mesnettik.» diye açıkladı.   Diğer bir rivayette şöyle ded 21/2) «— Celavla savaşı İçin Irak'a gitmiştim. Sad bin Ebi Vakkas'ı mes­hederken gördüm ve: « Nedir bu yaptığın Sad?» diye sordum. Bana: «_* Mü'minlerin Emirine kavuştuğun zaman bunu sor» diye cevap verdi. Dönüşümde Ömer'i gördüm ve onun yaptığını anlattım. ,   Ömer: «— Sad doğru söylemiştir. Peygamber'i salat ve selam üzerine olsun meshederken gördüm. Öylece meshetti'k.» buyurdu. İbn Ömer'den gelen başka bir rivayet de şöyledir: (21/3) Irak savaşına gitmiştim. Orada Sa'd b. Ebi Vakkas'ı mestleri üzerine mesh ederken gördüm; öyle yapmamasını söyledim. Bana: «— Geri döndüğün zaman bunu Ömer'e sor» diye tenbih etti. Bir sü­re sonra geri döndüm [babam) Ömer'e onu sordum. Sad'ın yaptığını an­lattım. Bana: «— Amcan senden daha bilgilidir. Biz Resülullah (s.a) mesh ederken gördük ve meshettiık diye cevap verdi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 61/21

-Mugire bin ŞûbeVrin şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,366
 « Peygamber'in salat ve   selam  üzerine olsun mesh ettiğini  gör­düm.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 60/20

-Mugîre bin Şûbe'den gelen habere göre:

#10,364
Peygamber'in salat ve selam üzerine olsun gittiği (Tebük) seferine kendisi de katılmış birlikte yola çıkmışlardı. Bir ara Allah'ın Elçisi salat ve selam üzerine olsun ayrılıp helaya gitmiş sonra dönmüştü. Üzerinde (Rum) Bizans malı, kollan dar bir cüb'be bulunuyordu. Resulullah salat ve selam üzerine, olsun kolun darlığı nedeniyle ('kollarını sıvamayip) cübbe-yi kaldırıp öylece kollarını çıkarmıştı. Mugire burrdan sonra şöyle anlattı: «— Beraberimddci ibrikten kendilerine su dökmeğe başladım. Na­maz abdesti giıbi abdest aldı. Mestlerini çıkarmayıp, üzerini mesh etti. Sonra gidip namaz kıldı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 58/18

 -Hammâm İbn ei-Hâriis'ten şöyle rivayet edildi:

#10,363
Kendisi, Cerir bin Abdullah'ın abdest alırken mestleri üzerirre mesh yaptığını görmüş ve ona bunun gerekçesini sormuştu. Cerir de cevabın­da: «— Gerçekten ben, Peygamberin salat ve selam üzerine olsun onu yaptığını görmüştüm. Ancak, Maide (suresinin-) İnmesinden sonradırki, ben O'nun ashabından oldum» diye açıkladı.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 57/17

 -İbrahim'in (en-Neheı) şöyle dediği rivayet edildi.

#10,362
 Cerir bin Abduilah'-dan işiten  biri  bana haber verdi. Cerir diyor  ki: «— Peygamber salat ve selam üzerine olsun mestleri üzerine mesh yaptığını 'Maide suresi   indikten sonra' gördüm.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 56/16

-İbn Bureyde, babasının şöyle dediğini  rivayet etti:

#10,361
Peygamber -salat ve selam Özerine olsun Mekke'nin fethi sırasında bir abdest ile beş vakit namazı kılınış, mestleri üzerine de mesh etmiş­ti. Bunun üzerine Hz. Ömer:! «—. Ey Allah'ın Resulü. Bugün sizi ilk defa bunu yaparken gördük» deyince, «— Bunu bilerek yaptım ya Ömer»  cevabım verdi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 55/15

 -Süleyman  İbn Bureyde  babasının şöyle dediğini rivayet etti:

#10,360
Peygamber Salat ve selam üzerine olsun abdest alıp mestleri üze­rice mesh etti ve bununla beş vakit namaz kıldı.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 54/14

-Şureyh'in şöyle dediği rivayet edildi.

#10,359
Hz. Âişe'ye -Allah ondan razı ol­sun «Mesh üzerine mesti edeyimmi?» diye sordum. «— Git Aii'den r.a. sor; O, Peygamber [s.a.) ile yolculuk yapardı» ce­vabını verdi. Ravi Şureyh devam etti:  «Bunun üzerine Ali'ye Allah ondan razı olsun gitim; «Mesh et» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 53/13

-Sakîf  kabilesinden, el-Hakem adlı biri babasından şöyle rivayet etti.

#10,358
Peygamber-salat  ve  selam üzerine olsun-  abdest aldıktan sonra bir avuç su alarak abdest yerlerine serpti

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 52/12

 -İbn Ömer'in (r.a.) şöyle dediği rivayet edildi:'

#10,357
Allah'ın Elçisi-salat ve selam üzerine olsun- buyurdu ki: [kuru kalan) topukların vay ateşteki haline.*

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 51/11

-Bureyde'nin oğlu babasından   şöyle   rivayet etti:

#10,356
 «— Nebi-salat ve selam üzerine olsun abdest alırken her uzvunu bir sefer yıkardı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 50/10

 -Hz. Osman'ın azadlısı Humrâ'ntn şöyle dediği rivayet edildi:

#10,355
 «Hz. Os­man  abdest alırken  uzuvlarını   (suyu  her  seferinde yenilemek  suretiyle) üçer sefer yıkadı ve dedi ki:   «Peygamberi (s.a.) bu şekilde abdest alırken gördüm.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 49/9

-Diğer bir rivayette şöyle dendi:                 

#10,354
«— Hz. Ali su istedi. Önce üç sefer ellerini yıkadı. Üç sefer ağzını üç sefer burnunun içini yıkadı. Üç defa yüzünü, üç defa koflarını yıkadı. Daha sonra avucuna su alarak başının önündeki! saçsız [1] yerini ıslattı. Bunları yaptıktan sonra: Resulullah (s.a)'in abdest alışına bakmaktan hoş­lanan kimse işte benim abdestime baksın» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 48/8d [1] Hz. Ali'nin  başının önündeki saç  döküktü  (tek. Alî  el-Kari,  s. 220.

-Diğer bir rivayette şöyle dendi:

#10,353
«Ali  {r.a) su istedi. Üstü açık bir kapla su getirildi. — Ravi Abd-i Hayr diyorki, biz de ona bakıyorduk. Önce sağ eliyle kabı alıp, sol elinin avucuna su doldurdu. Sonra üç defa ellerini yıkadı. Sonra sağ elini kaba sokup su alarak ağzını ve burnunun içini yıkadı. Bu işi üç sefer yaptı. Sonra üç defa yüzünü; üç defa dirseklerine kadar kol­larını yıkadı. Sonra eliyle su alıp bununla bir sefer başını mesnetti. Her ayağını üç sefer yıkadıktan .sonra avucuna su aldı, içti. (Kendini seyreden­lere): Peygamber (s.a.) in abdest alışına bakmaktan hoşlanan kimse (bil­sinki işte bu, O'nun abdestidir» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 48/8c

-Abd Hayr'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,351
Ali (r.a) abdest almak için su istedi. Üç defa ellerini yıkadı; üç defa ağzını, üç defa burnunun içini, yıkadı. Üç defa yüzünü, üç defa kollarını yıkadı. Başını iıç defa me&hedip, üç defa ayaklarını yıkadı. 'Bütün 'bunla­rı yaptuktan sonra:  «Peygamber (s.a)'in abdesti  işte budur» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 48/8a

 -Ali bin Ebî Tâlib'İn (r.a) şöyle abdest aldığı rivayet edildi:

#10,350
 Hz. Ali abdest almağa başlayarak (önce) üç defa ellerini yıkadı, ağ­zına ve burnuna üç defa su verdi. Üç defa yüzünü ve kollarını yıtkadı; ba­şını üç defa mesnetti. Sonra iki ayağını yıkadı ve bütün bunları yaptıktan sonra: «— İşte Hz. Peygamber'in abdesti burdur.» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 47/7

 -Cafer İbn Bbû Talib'in şöyle dediği' rivayet edildi:

#10,349
Ashabdan birkaç Peygamber'İn -salat ve selam üzerine olsun- hu­zuruna geldiler. Onlara: « Sizleri böyle dişleri sararmış mı göreyim sürekli misva'k kulla­nınız. Ümmeti'me güçlük, vereceğini biimeseydim, her namaz (için abdest aldıklarında)   misvak  kullanmalarını   emrederdim.»   buyurdu. Diğer bir rivayette şöyle dendi: «— Görüyorum ki, sararmış dişlerinizle yanıma geliyorsunuz. Her zaman misvak kullanınız. Ümmetime güçlük vereceğim" büfneseydim, her abdest aldıklarında  misvak kullanmalarını emrederdim.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 46/6

 -İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edildi:

#10,348
«— Allah'ın Elçi'sİne salat ve selam üzerine olsun gördüm: süt içti (sonra su ile) ağzını çalkaIadı. Ve (yeniden) abdest almaksızın namaz kıl­dı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 45/5

 -Ebû Vâil'in şöyle dediği rivayet edi'kii:

#10,347
«Peygamber-salat ve  selam   üzerine olsun   bir kimsenin  çöplüğünde idrarını ayakta yaparken  gördüm.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 44/4

Hz. Âişe'den şöyle rivayet edildi:

#10,346
«— Allah'ın Elçis'i-salat ve selam üzerine olsun-birgün abde'st almak istedi. Bu sırada bir 'kedi gelerek kaptan su içti. Hz. Peygamber aynı su ile abdest aldı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 43/3

-Ebû Hureyre'nin  şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,345
Peygamberjsalat ve selam  üzerine olsun bize. durgun suya  idrar yapıp sonra da onunla abdest atonarmzı veya yıkanmamızı yasak 'kıldı.»:

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 42/2

Cabir'in şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,344
Peygamber -salat ve selam üzerine olsun- 'buyurdu iki: «— Hiçbiriniz durgun suya idrar yapıp sonra da onunla, abdest almasın.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Temizlik Hn: 41/1

Abdullah b. Ebî Bekir halasından, o da Zeyd b. Sabitin kı­zından rivayet eder:

#9,764 أَنَّ نِسَاءً كُنَّ يَدْعُونَ بِالْمَصَابِيحِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ، يَنْظُرْنَ إِلَى الطُّهْرِ فَكَانَتْ تَعِيبُ ذَلِكَ عَلَيْهِنَّ، وَتَقُولُ: " مَا كَانَ النِّسَاءُ يَصْنَعْنَ هَذَا
"Kadınlar gece yarısı kandil isteyerek hayız­dan temizlendiklerine bakarlar, Zeyd'in kızı da bunları kınar ve eskiden sahabe kadınlar bunu yapmazdı, derdi.

Malik, Muvatta, Tahâret: 27 Hn: 128. Bunu Buhârî bab başlığı olarak (senetsiz) kaydetmiştir. (Hayz 19); İmam Malik'e "hayızdan temizlenen kadın, su bulamazsa teyemmüm edebilir mi?" diye sorduklarında: Evet teyemmüm et­sin, Onun hali cünüp kimsenin ki gibidir. Su bulamayınca teyem­müm eder, dedi. Garip Osman der ki: Hadis mevkuf sahih ve gariptir

Mercâne rahimullah Mevla Âişe (r.a.) dedi ki: 

#9,763 كَانَ النِّسَاءُ يَبْعَثْنَ إِلَى عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ بِالدِّرَجَةِ فِيهَا الْكُرْسُفُ فِيهِ الصُّفْرَةُ مِنْ دَمِ الْحَيْضَةِ يَسْأَلْنَهَا عَنِ الصَّلَاةِ، فَتَقُولُ لَهُنَّ: " لَا تَعْجَلْنَ حَتَّى تَرَيْنَ الْقَصَّةَ الْبَيْضَاءَ ". تُرِيدُ بِذَلِكَ الطُّهْرَ مِنَ الْحَيْضَةِ
"Kadınlar Hz. Âişe (r.anha)'ya içerisinde pamuk bulunan bez (veya kap) gönderirlerdi. Bu pamuklar hayız kanıyla sarı lekeler taşırdı. (Bu safhada) namaz kılınıp kılınmayacağını sorarlardı. Hz. Âişe radıyallahu anha: "Beyaz akıntıyı görünceye kadar acele etmeyin!" diye cevap verirdi. Beyaz akıntıdan temizliği kastederdi."

Muvatta, Tahâret: 27 Hn: 127: Muhammed, Muvatta Hn: 85; Buhârî, bunu bab başlığında senetsiz olarak kaydetmiştir (Hayz 19); Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 335:1 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 553; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 329 ve diğerleri. Hadis mevkuf sahih ve gariptir.

Ümmü Atiyye radıyallahu anhâ anlatıyor:

#9,762 وعن أم عطية رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالَتْ: ]كُنَّا َ نَعُدُّ الْكُدْرَةَ والصُّفْرَةَ بَعْدَ الطُّهْرِ شَيْئاً[. أخرجه أبو داود والنسائي .
"(Hayız müddetimiz dolup) temizlik dönemi başladıktan sonra görülen bulanık ve sarı akıntıyı ciddiye almazdık.."

Muvatta, Hacc: 124, (1, 371); 

İkrime rahimehullah anlatıyor: 

#9,761 وعن عكرمة قال: ]كانَت أُمُّ حَبِيبَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها تُسْتَحَاضُ، وَكَان زَوْجُهَا يَغْشَاهَا. وَمِثْلُهُ عَنْ حَمْنَةَ بنت جحش رَضِيَ اللّهُ عَنْها[. أخرجه أبو داود .
 "Ümmü Habibe radıyallahu anha müstehaze idi. Kocası ona temasta bulunurdu. Aynı hal Hamne Bintu Cahş radıyallahu anha için de mevzubahis idi."

Muvatta, Hacc: 124, (1, 371); 

Abdullah İbnu Süfyan rahimehullah anlatıyor: 

#9,760 وعن عبداللّه بن سفيان قال: ]سَألتُ امْرَأةٌْ ابنَ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما فقَالَتْ: إنِّى أقْبَلْتُ أُرِيدُ أن أُطُوفَ بِالْبَيْتِ، حَتّى إذَا كُنْتُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ هَرَقَتِ الدِّمَاءُ فَرَجَعْتُ حَتّى ذَهَبَ ذلِكَ عَنِّى. ثُمَّ اغْتَسَلْتُ حتّى إذَا كُنْتُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ هَرَقَتِ الدِّمَاءُ ثُمَّ جِئْتُ فكذلِكَ فقَالَ: إنَّمَا ذلِكَ رَكْضَةٌ مِنَ الشَّيْطَانِ فَاغْتَسِلِى ثُمَّ اسْتَثْفِرِى بِثَوْبٍ، ثُمَّ طُوفى[. أخرجه مالك .
"Bir kadın, İbnu Ömer radıyallahu anhüma'ya şöyle sordu: "Kabe'yi ziyaret maksadıyla gelmiştim. Tam Mescid-i Haram'ın kapısına geldiğim sırada kanamam başladı ve derhal geri dönüp, kanama duruncaya kadar bekledim. Sonra yıkandım. Tekrar tavaf için geldiğimde, kapının yanında yine kan geldi. Aynı şekilde geri döndüm, size geldim." Abdullah şu cevabı verdi: "Bu şeytandan gelen bir zarardır. Bu durumda yıkan. Pamuk tıkayarak bir bez bağla, sonra da tavafını yap!"

Muvatta, Hacc: 124, (1, 371); 

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: 

#9,759 وعن علي رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]المُسْتَحَاضةُ إذَا انْقَضَى حَيْضُهَا اغْتَسلَتْ كُلَّ يَوْمٍ وَاتّخَذَتْ صُوفَةً فِيهَا سَمْنٌ أوْزَيْتٌ[. أخرجه أبو داود .
"Müstehaze, hayız müddeti sona erince her gün yıkanır. Üzerine tereyağı veya zeytinyağı sürülmüş bir yün kullanır."

Ebu Dâvûd, Tahâret: 115, (302); 

Sümeyy Mevla İbnu Ebî Bekr İbni Abdirrahman anlatıyor:  (Bu sözün sahibi Teysir müellifi İbnu Deybe'dir.)

#9,758 وعن سُمَىٍّ مولى بن أبي بكر بن عبدالرحمن: ]إنَّ القَعْقَاعَ وَزَيْدَ بنَ أسْلَمٍ أرْسََهُ إلى سَعِيد بنِ المُسَيِّبِ رَحِمَهُ اللّهُ. يَسْألُهُ: كَيْفَ تَغْتَسِلُ المُسْتَحَاضَةُ؟ قالَ: تَغْتَسِلُ مِنْ ظُهْرٍ إلى ظُهْرٍ وَتَتَوضَّأُ لِكُلِّ صََةٍ فَإنْ غَلَبَها الدّمُ اسْتَثْفَرَتْ بِثَوْبٍ[. أخرجه أبو داود.قال: وكذلك: روى عن ابن عمر وأنس رَضِيَ اللّهُ عَنْهم، وهو قال سالم بن عبداللّه والحسن وعطاء رحمهم اللّه.وقال مالك: أظن حديث ابن المسيب من طهر إلى طهر، إنما هو من ظهر إلى ظهر ولكن الوهم دخل فيه.ورواه المسور بن عبدالملك فقال فيه: من طهر إلى طهر. فقلبها الناس من ظهر إلى ظهر. قلت: ذكر القاضى عياض أن رواية المعجمة صحيحة. واللّه أعلم .
"Ka'ka ve Zeyd İbnu Eslem, beni, Said İbnu Meseyyeb rahimehullah'a gönderip müstehazenin nasıl yıkanacağını sordular. Said şöyle açıkladı: "Müstehaze, öğleden öğleye yıkanır ve her namaz için abdest alır. Şayet kan galebe çalacak olursa bir bezle sargı yapar." (Ebu Davud) der ki: "İbnu Ömer ve Enes radıyallahu anhüm'den de bu şekilde (yani  "öğleden öğleye yıkanır" diye) rivayet edildi. Bu, aynı zamanda Salim İbnu Abdillah, Hasan Basri ve Ata rahimehumullah'ın görüşüdür." İmam Malik dedi ki: "Zannım o ki, İbnu Müseyyeb'in hadisi  "temizlik vaktinden temizlik vaktine" olacaktı:  "öğle vaktinden öğle vaktine" şeklinde gelmiştir. Herhalde buna bir vehim karışmış." Bu hadisi el-Misver İbnu Abdilmelik de rivayet etmiştir. Onun rivayetinde de  "temizlik vaktinden temizlik vaktine" şeklinde gelmiştir. Şu halde raviler bunu "öğleden öğleye" diye çevirmiş olmalı. Derim ki: "Kadi İyaz'ın zikrine göre,   مِنْ ظُهْرٍ إلى ظُهْرٍ  şeklinde noktalı rivayet sahihtir. Doğruyu Allah bilir."

Ebu Dâvud, Tahâret: 114, (301).

Esma Bintu Umeys radıyallahu anhâ anlatıyor: 

#9,757 وعن أسماء بنت عميس رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قُلْتُ يَا رَسُولَ اللّهِ إنَّ فَاطِمَةَ بِنْتِ أبِى حُبَيْشٍ اسْتُحِيضتْ مُنْذُ كَذَا وَكَذَا فَلَمْ تُصَلِّ. فقَالَ: سُبْحَانَ اللّهِ! هذَا مِنَ الشَّيْطَانِ، لِتَجْلِسْ فى مِرْكَنٍ. فَإذَا رَاَتْ صُفَرَةً فَوْقَ المَاءِ فَلْتَغْتَسِلْ لِلظُّهْرِ وَالْعَصْرِ غُسًْ وَاحِداً، وتَغْتَسِلْ لِلْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ غُسًْ وَاحِداً، وَتَغْتَسِلْ لِلْظُّهْرِ وَالْعَصْرِ غُسًْ وَاحِداً، واَغْتَسِلْ لِلْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ غُسًْ وَاحِداً، وَتَغْتَسِلْ لِلْفَجْرِ غُسًْ وَاحِداً، وَتَوضَّأْ فِيمَا بَيْنَ ذلِكَ. قالَ ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما لَمّا اشْتَدّ علَيْهَا الغُسْلُ أمَرَهَا أنْ تَجْمَعَ بَيْنَ الصََّتَيْنِ[. أخرجه أبو داود .
"Ey Allah'ın Resulü! dedim. Fatıma Bintu Ebi Hubeyş, şu şu kadar zamandan beri kanama geçiriyor, namazı bıraktı!" (Bu sözün üzerine Aleyhissalatu vesselam): "Sübhanallah! (hiç namaz bırakılır mı?) Bu şeytandan (bir oyun. Kapılmamalıydı. Söyleyin ona), bir leğene (su koyup içine) otursun. Eğer suyun üstünde (kanamadan hasıl olan) bir sarılık görürse, öğle ve ikindi için tek bir gusül yapsın; akşam ve yatsı için de tek bir gusül yapsın. Sabah için de ayrı bir gusül yapsın. Bu arada (kılacağı namazlar için) abdest alsın" buyurdular." İbnu Abbas radıyallahu anhüma der ki: "(Her namaz için) gusletmek, kadıncağıza zor gelmeye başlayınca iki namazın arasını birleştirmeyi emretmişti."

Ebu Dâvud, Tahâret: 116, (296); 

.

#9,755
yeni hadis

.

.

#9,754
yeni hadis

.

Hz. Âişe radıyallahu anhâ, 

#9,753 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]أنَّهَا قَالَتْ فِى المَرأةِ الحَامِلِ تَرَى الدَّمَ: أنَّهَا تَدَعُ الصََّةَ[. أخرجه مالك بغاً .
kanama gören hamile kadın hakkında şunu söylemiştir: "Böyle bir kadın namazı bırakır."[

Muvatta, Tahâret: 100, (1, 60). İmam Mâlik bu rivayeti belâğ (senetsiz) olarak kaydetmiştir; 

İsmi Müssetü'l-Ezdiyye olan Ümmü Büsse anlatıyor:

#9,752 وعن أم بُسَّة واسمها مُسَّة ا‘زدية قالت: ]حَجَجْتُ فَدَخَلْتُ عَلى أمِّ سَلَمَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها. فَقلْتُ: يا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، إنَّ سَمُرَةَ بنَ جُنْدبٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه يأمُرُ النَّسَاءَ أنْ يَقْضِينَ صََةَ الْمَحِيضِ. فَقَالَتْ: َ يَقْضِينَ. كَانَتِ المَرأةُ مِنْ نِسَاءِ رسولِ اللّهِ # تَقْعُدُ فِي النِّفَاسِ أرْبَعِينَ لَيْلَةً َ يَأمُرُهَا النَّبِىُّ # بِقضَاءِ صََةِ النِّفَاسِ[. أخرجه أبو داود .
"Hacc yapmıştım. Hacc sırasında Ümmü Seleme radıyallahu anha'ya uğradım. Kendisine, "Ey mü'minlerin annesi, Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh, kadınlara, hayız sırasında kılınmayan namazların kazasını emrediyor (ne dersiniz)?" diye sordum, şu cevabı verdi: "Hayır, kaza etmezler. Resulullah aleyhissalatu vesselam kadınlarından biri, nifas sebebiyle kırk gece (namaz kılmadan) dururdu da, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) nifas namazını kaza etmesini emretmezdi."

Ebu Dâvud, Tahâret: 121, (312); 

Umâre İbnu Gurâb'ın anlattığına göre,

#9,750 وعن عمارة بن غراب: ]أنَّ عَمَّةً لَهُ حَدَّثَتْهُ أنَّهَا سَألَتْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها فَقَالَتْ: إحْدَانَا تَحِيضُ وَلَيْسَ لَهَا وَلِزَوْجِهَا إَّ فِرَاشٌ وَاحِدٌ؟ فَقَالَتْ عَائِشَةُ: أُخْبِرُكِ مَا صَنَعَ رَسُولُ اللّهِ #: دَخَلَ لَيًْ وَأنَا حَائِضٌ فَمَضى إلى مَسْجِدِه قَالَ أبو داود: يعنى مَسْجِدَ بَيْتِهِ فَلَمْ يَنْصَرِفْ حَتّى غَلَبَتْنِى عَيْنَاىَ وَأوْجَعَهُ الْبَرْدُ: فقَالَ: أدْنِى مِنِّى. فَقُلْتُ: إنِّى حَائِضٌ. فقَالَ: وَإنْ اكْشِفِى عَنْ فَخِذَيْكِ. فَكَشَفْتُ فَخِذَىَّ. فَوَضَعَ خَدَّهُ وَصَدْرَهُ عَلى فَخِذَىَّ، وَحَنَيْتُ عَلَيْهِ حَتّى دَفِئَ فَنَامَ[. أخرجه أبو داود.»حَنى عليه« يحنى إذا أنثنى عليه مائ، وحنا عليه يحنو إذا عطف عليه وأشفق .
bir halası kendisine Hz. Âişe radıyallahu anha'dan şöyle sorduğunu anlatmıştır: "Birimiz hayız olduğumuz zaman kocamızla ayrı yatmamız mümkün değil, tek yatağımız var." Hz. Âişe şu cevabı vermiştir: "Ben sana Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yaptığını anlatayım: "Bir gece eve girdi. Ben o sırada ay hali görüyordum. Mescidine geçti. -Ebu Davud der ki: "Bundan maksad evindeki namazgahıdır.- (Orada namaz kıldı), fakat bir türlü ayrılmadı. Derken benim gözlerim kapanmış, soğuk da onu üşütmüş. Gelip "Bana yaklaş!" dedi. Ben de: "Hayızlıyım!" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Öyle de olsa! Uyluklarını aç!" dedi. Uyluklarımı açtım. Göğüs ve yanağını uyluklarımın üzerine koydu. Ben de üzerine eğildim. Isınıp uyuyuncaya kadar böyle durduk."

Ebu Dâvud, Tahâret: 107, (270); 

Muvatta, Tahâret: 88, (1, 52); 

#9,749 وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]أنَّ جَوَارِيَه كُنَّ يَغْسِلْنَ رِجْلَيْهِ وَيُعْطِينَهُ الْخُمْرَةَ وَهُنَّ حُيَّضُ[. أخرجه مالك .
"cariyeleri hayızlı oldukları halde ayaklarını yıkarlar, humrasını kendisine verirlerdi.

(3839)- İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayete göre, 

İkrime, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden birinden naklen anlatıyor:

#9,746 وعن عكرمة عن بعض أزواج النبى #: ]أنَّ النَّبِىَّ # كَانَ إذَا أرَادَ مِنَ الحَائِضِ شَيْئاً ألْقَى عَلى فَرْجِهَا ثَوْباً[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah aleyhissalatu vesselam, hayızlı hanımlarıyla bir mübaşerette bulunmak dileyince hanımının ferci üzerine bir şey örterdi..." Bu hadislerle ilgili açıklama 3827 numarada geçti. Nevevi'nin orada kaydettiğimiz görüşü, bilahassa sonuncu rivayete müstenid olmalı.

Ebu Dâvud, Tahâret: 107, (272); 

Hz. Muaz radıyallahu anh anlatıyor: 

#9,745 وعن معاذ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قُلْتُ يَارسولَ اللّهِ #، مََا يُحِلُّ لِى مِنَ امْرَأتِى وَهِىَ حَائِضٌ؟ قَالَ: مَا فَوْقَ ا“زَارِ، وَالتَّعَفُّفُ عَنْ ذَلِكَ أفْضَلُ[. أخرجه رزين .
"Ey Allah'ın Resulü! dedim, hanımım hayızlı iken bana helal olan nedir?" "İzar'ın yukarısı, ancak bundan da sakınsan daha iyi olur!" buyurdular."

Rezîn tahric etti. (Ebu Dâvud, Tahâret: 83, (212, 213);

Zeyd İbnu Eslem (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,744 وعن زيد بن أسلم رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَجًُ سَألَ النّبىَّ # فَقَالَ: مَا يَحِلُّ لِى مِنَ امْرَأتِى وَهِىَ حَائِضٌ؟ فقَالَ رَسُولُ اللّهِ #: لِتَشُدَّ عَلَيْهَا إزَارَهَا ثُمَّ شَأنُكَ بِأعَْهَا[. أخرجه مالك .
 "Bir adam, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sordu: "(Ey Allah'ın Resulü!) Hanımım hayızlı iken bana helal olan nedir?" Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Üzerine izarını bağlasın, yukarısına istediğinde serbestsin."[

Muvatta, Tahâret: 93, (1, 57);

Hz. Enes (radıyallau anh)'dan: 

#9,741 أَنَّ الْيَهُودَ، كَانُوا إِذَا حَاضَتِ الْمَرْأَةُ فِيهِمْ، لَمْ يُؤَاكِلُوهَا، وَلَمْ يُجَامِعُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ، فَسَأَلَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ النَّبِيَّ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَىف وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِق إِلَى آخِرِ الآيَةِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : اصْنَعُوا كُلَّ شَيْءٍ، إِلَّا النِّكَاحَ، فَبَلَغَ ذَلِكَ الْيَهُودَ، فَقَالُوا: مَا يُرِيدُ هَذَا الرَّجُلُ، أَنْ يَدَعَ مِنْ أَمْرِنَا شَيْئًا، إِلَّا خَالَفَنَا فِيهِ، فَجَاءَ أُسَيْدُ بْنُ حُضَيْرٍ، وَعَبَّادُ بْنُ بِشْرٍ، فَقَالَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ الْيَهُودَ، تَقُولُ: كَذَا وَكَذَا، فَلَا نُجَامِعُهُنَّ، فَتَغَيَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى ظَنَنَّا أَنْ قَدْ وَجَدَ عَلَيْهِمَا، فَخَرَجَا، فَاسْتَقْبَلَهُمَا هَدِيَّةٌ مِنْ لَبَنٍ إِلَى النَّبِيِّ فَأَرْسَلَ فِي آثَارِهِمَا، فَسَقَاهُمَا فَعَرَفَا أَنْ لَمْ يَجِدْ عَلَيْهِمَا
 "Yahudilerin şöyle bir adeti vardı: İçlerinde bir kadın adet görmeye başlayınca, onunla beraber yiyip içmezler, evlerde beraber oturup kalkmazlardı. Bu durumu Ashab (radıyallahu anhüm) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sordular. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "(Ey Muhammed!) Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar. De ki: "O bir ezadır. Aybaşı halinde iken kadınlardan uzak kalın. Temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın..." (Bakara 222) ayeti üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Kadınlarınızla nikah (zevciyat muamelesi) dışında her şeyi yapın!" buyurdu. Bu ruhsat yahudilere ulaşınca: "Bu adam ne yapmak istiyor? Bize muhalefet etmediği bir şey bırakmadı!" dediler. (Bu sözü işiten) Üseyd İbnu Hudayr ve Abbad İbnu Bişr (radıyallahu anhüma) gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! yahudiler şöyle şöyle söylüyorlar" diye haber verdiler. "Biz kadınlarla beraber oturup kalkmıyacak mıyız?" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın rengi öylesine değişti ki, biz onlara kızdığını zannettik. Onlar da hemen çıkıp gittiler. Derken onlar yolda Resulullah'a gönderilen hediye sütle karşılaştılar. Resulullah o sütü hemen bunların peşisıra içmeleri için gönderdi. Böylece anladılar ki, Aleyhissalatu vesselam kendilerine gücenmemiştir."

Tahavi, Ahkamul Kuran Hn: 145; Müslim, Hayz: 3 Hn: 303; Darimi, Sünen Hn: 1053; Ahmed, Müsned Hn: 11945; Ebu Yala, Müsned Hn: 3533; İbn Münzir, El Evsat fi Sünen Hn: 786; Beğavi, Mealimi Tenzili Tefsir Hn: 130.

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor:

#9,740 وعن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]أنَّ رَسُولَ اللّهِ # قالَ: سَتُفْتَحُ لَكُمْ أرْضُ الْعَجَمِ، وَسَتَجِدُونَ فِيهَا بُيُوتاً يُقَالُ لَهَا الْحَمَّامَاتُ فََ يَدْخُلَنّهَا الرِّجَالُ إَّ بِا‘ُزُرِ، وَامْنَعُوا مِنْهَا النِّسَاءَ إَّ مَرِيضَةً أوْ نُفَسَاءَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size Acem diyarının fethi müyesser olacak. Oralarda hammam denen evlere rastlayacaksınız. Sakın ola erkekler onlara izarsız girmesinler. Nifas veya hastalık hali dışında kadınların oralara girmesine izin vermeyin."

Ebu Dâvud, Hammâm: 1, (4011); 

.

#9,739
yeni hadis

.

Useym İbnu Kesîr İbni Küleyb an ebîhi an ceddihî'nin anlattığına göre (ceddi Küleb), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek:

#9,738 وعن عُثيم بن كثير بن كليب عن أبيه عن جده: ]أنَّهُ جَاءَ رسولُ اللّهِ # فقَالَ: قَدْ أسْلَمْتُ فقَالَ لَهُ رسولُ اللّهِ #: ألْقِ عَنْكَ شَعَرَ الْكُفْرِ. يَقُولُ: إحْلِقْ قالَ: فَأخْبَرَنِى آخَرُ أنَّ النّبىَّ # قالَ خَرَ مَعَهُ: ألْقِ عَنْكَ شَعَرَ الْكُفْرِ وَاخْتَتِنْ[. أخرجه أبو داود .
"Üstünden küfür saçını at!" der ve traş olmasını söyler, Useym'in babası dedi ki: "Bana bir başka (sahabi)nin bildirdiğine göre Aleyhissalatu vesselam, beraberinde olan bir diğerine de: "Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!" buyurmuştu."

Ebu Dâvud, Tahâret: 131, (356); 

Abdullah İbnu Ebî Bekr İbni Muhammed İbni Amr İbni Hazm anlatıyor:

#9,737 وعن عبداللّه بن أبي بكر بن محمد بن عمرو بن حزم: ]إنَّ أسْمَاءَ بِنْتَ عُمَيْسٍ امْرأةَ أبِى بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: غَسَّلَتْ أبَا بَكْرٍ حِينَ تُوُفِّىَ. ثُمَّ خَرَجَتْ فَسَألَتْ مَنْ حَضَرَهَا مِنَ المُهَاجِرِينَ، فقَالَتْ: إنِّى صَائِمَةٌ، وَإنَّ هذَا يَوْمٌ شَدِيدُ الْبَرْدِ فَهَلْ عَليّ مِنْ غُسْلِ؟ فَقَالُوا: َ[. أخرجه مالك .
"Hz. Ebu Bekr'in hanımı Esma Bintu Umeys radıyallahu anhüma vefat ettiği zaman Hz. Ebu Bekr'i yıkadı. Sonra (dışarı) çıkıp, cenazenin yanında hazır bulunan muhacirlere: "Ben oruçluyum. Şu gün de, çok soğuk bir gün. Bana gusül gerekir mi?" diye sordu. Hepsi birden, "Hayır!" dediler."

Muvatta, Cenâiz: 3, (1, 223); 

Nâfi anlatıyor: 

#9,736 عن نافع: ]أنَّ ابْنَ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: حَنَّطَ ابْناً لِسَعِيدِ بَنِ زَيْدٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه وَحَمَلَهُ. ثُمَّ دَخَلَ المَسْجِدَ وَصَلّى وَلَمْ يَتَوَضّأ[. أخرجه البخاري في ترجمة ومالك .
"İbnu Ömer radıyallahu anhüma, Said İbnu Zeyd'in bir oğlunu mübaşereten tahnit yaptı ve (kabre) taşıdı. Sonra mescide girip, abdest almaksızın namaz kıldı."

Buhârî, Cenâiz: 8. Bab başlığında senetsiz olarak rivayet etmiştir. Muvatta, Tahâret: 18, (1, 25);

Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

#9,735 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رسُولُ اللّهِ # يَغْتَسِلُ مِنْ أرْبَعَةٍ: مِنَ الْجَنَابَةِ، وَلِلْجُمُعَةِ، وَمِنَ الْحِجَامَةِ، وَمِنْ غُسْلِ المَيِّتِ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah, dört şeyden dolayı guslederlerdi: "Cenabet, cuma, hacamat, ölü yıkamak."

Ebu Dâvud, Cenâiz: 39, (3160);

.

#9,734
yeni hadis

,

Ümmü Atiyye el-Ensâriye radıyallahu anhâ anlatıyor. 

#9,733 تُوُفِّيَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ فَخَرَجَ النَّبِيُّ فَقَالَ: " اغْسِلْنَهَا ثَلَاثًا، أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ بِمَاءٍ، وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الْآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ، فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي، قَالَتْ: فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حِقْوَهُ فَقَالَ: أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), kızı (Zeyneb radıyallahu anha) vefat ettiği zaman yanımıza girdi ve: "Onu sidreli su ile üç veya beş veya -gerek görürseniz- daha fazla yıkayın. Sonuncu yıkamaya kafur koyun. Yıkama işini bitirdiğiniz mi bana haber verin!" buyurdu. İşimiz bitince Resulullah aleyhissalatu vesselam'ı çağırdık. Bize kendi izarını verdi ve: "Ona, önce bunu sarın!" dedi."

Buhari Hn: 1259; Müslim, 939; Nesai, Hn: 1887, 1888, 1889, 1890; Ahmed, Müsned Hn: 20265;

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'nın

#9,732 وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]أنَّهُ كَانَ يَغْتَسِلُ يَوْمَ الفِطْرِ قَبْلَ أنْ يَغْدُوَ إلى المُصَلّى[ .
Fıtır bayramında, musallaya gitmezden önce yıkandığı rivayet edilmiştir.

Muvatta, Iydeyn: 2, (1, 177); 

Nâfi' rahimehullah der ki: 

#9,731 وعن نافع أن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]كَانَ َ يَرُوحُ إلى الجُمُعَةِ إَّ اَدْهَنَ وَتَطَيَّبَ إَّ أنْ يَكُونَ حَرَاماً[ .
"İbnu Ömer radıyallahu anhüma ihramlı olmadıkça yağlanıp kokulanmadan cumaya gitmezdi"

Muvatta, Cuma: 17, (1, 110);

 Yahya İbnu Saîd rahimehullah anlatıyor: 

#9,730 وعن يحيى بن سعيد: ]أنّه بلغه رسولَ اللّهِ # قال: مَا على أحدِكُمْ لَوْ اتَّخَذَ ثَوْبَيْنِ لِجُمُعَتِهِ سِوَى ثَوْبَىْ مِهْنَتِهِ[. أخرجه مالك.»المَهنةُ«: بفتح الميم وسكون الهاءِ: العمل والخدمة، وروى بكسر الميم.
"Bana ulaştığına göre, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurmuştur: "Sizler, günlük iş takımınızdan hariç bir de cuma takımınız olsa ne kaybedersiniz?"

Muvatta, Cuma: 17, (1, 110); Ebu Dâvud, Salât: 219, (1078); İbnu Mâce, İkametu's-Salât: 83, (1095); 

Tâvus rahimullah (tabiindendir) der ki: 

#9,729 قُلْتُ لِابْنِ عَبَّاسٍ: ذَكَرُوا أَنَّ النَّبِيَّ قَالَ: " اغْتَسِلُوا يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاغْسِلُوا رُءُوسَكُمْ، وَإِنْ لَمْ تَكُونُوا جُنُبًا وَأَصِيبُوا مِنَ الطِّيبِ "، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: أَمَّا الْغُسْلُ فَنَعَمْ، وَأَمَّا الطِّيبُ فَلَا أَدْرِي
İbn Abbas (r.a.)'ya sordum: "Halk, Nebi (s.a.v)'in: "Cuma günü yıkanın, başlarınızı da yıkayın, cünüb olmasanız dahi!. Ayrıca koku da sürünün!" buyurduğunu söylüyorlar, (ne dersiniz, doğru mudur?)" İbn Abbas şu cevabı verdi: "Guslü emretmesi doğrudur. Kokuya gelince, o hususta bir şey bilmiyorum!"

Buhârî, Cuma: 6 Hn: 884; Müslim, Cuma: 8 Hn: 848; Ebu Dâvud, Tahâret: 130 Hn: 353; Tahavi, Şrhu Meanil Eer Hn: 416; Ahmed, Müsned Hn: 2379-3050; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 1661; İbn Hibban, Sahih Hn: 2782; Bezzar, Müsned Hn: 4837; Ebu Yala, Müsned Hn: 2558; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 881-3148 ve Mucemül Evsat Hn: 7087 ve Mucemül Kebir Hn: 7740; İbn Hazm, Muhalla bil Eser Hn: 266:1; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 297:1-241;3 ve Şuabul İman Hn: 2988; Ebu Zira Dımeşk, Tarih Hn: 1762; Zehebi, Siyeri Alemi Nübela Hn: 10429 ve diğerleri. Hadis mekuf sahih ve ravi sayısı açıısndan gariptir.

İkrime rahimehullah'dan:

#9,728   أَنَّ أُنَاسًا مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ جَاءُوا، فَقَالُوا: يَا ابْنَ عَبَّاسٍ، أَتَرَى الْغُسْلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاجِبًا؟ قَالَ: لَا، وَلَكِنَّهُ أَطْهَرُ وَخَيْرٌ لمن اغتسل، ومن لم يغتسل فليس عليه بواجب، " وَسَأُخْبِرُكُمْ كَيْفَ بَدْءُ الْغُسْلِ، كَانَ النَّاسُ مَجْهُودِينَ يَلْبَسُونَ الصُّوفَ وَيَعْمَلُونَ عَلَى ظُهُورِهِمْ وَكَانَ مَسْجِدُهُمْ ضَيِّقًا مُقَارِبَ السَّقْفِ إِنَّمَا هُوَ عَرِيشٌ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ فِي يَوْمٍ حَارٍّ وَعَرِقَ النَّاسُ فِي ذَلِكَ الصُّوفِ حَتَّى ثَارَتْ مِنْهُمْ رِيَاحٌ آذَى بِذَلِكَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا، فَلَمَّا وَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ تِلْكَ الرِّيحَ، قَالَ: أَيُّهَا النَّاسُ، إِذَا كَانَ هَذَا الْيَوْمَ فَاغْتَسِلُوا وَلْيَمَسَّ أَحَدُكُمْ أَفْضَلَ مَا يَجِدُ مِنْ دُهْنِهِ وَطِيبِهِ "، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: ثُمَّ جَاءَ اللَّهُ بِالْخَيْرِ، وَلَبِسُوا غَيْرَ الصُّوفِ وَكُفُوا الْعَمَلَ وَوُسِّعَ مَسْجِدُهُمْ وَذَهَبَ بَعْضُ الَّذِي كَانَ يُؤْذِي بَعْضُهُمْ بَعْضًا مِنَ الْعَرَقِ
 "Iraklılardan bir grup kimse İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a gelerek: "Cuma günü gusletmek vacib midir ne dersin?" diye sordu. İbnu Abbas şu açıklamayı yaptı: " [Farz değil], ancak temizliğe çok uygundur ve gusleden için pek hayırlıdır. Yıkanmayan üzerine de vacib değildir. Ben size guslün nasıl başladığını anlatayım: "İnsanlar meşakkatli işler yapıyorlar ve yünlü elbiseler giyiyorlardı. Çalışmaları çoğunlukla sırtlarında yük taşımak şeklinde oluyordu. Mescidleri dardı ve tavan alçaktı, yani ariş (denen üzeri hurma dallarıyla örtülmüş çardak) şeklindeydi. Sıcak bir günde Resulullah aleyhissalatu vesselam (minbere) çıktı. Cemaat yün elbiselerin içinde terlemişti. (Terleri sebebiyle) onlardan çıkan kokular ortalığı sardı ve herkesi rahatsız etti. Koku Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a da uzanınca "Ey insanlar, bugün yıkanın. Ayrıca herkes, bulabildiği en güzel kokuyu sürünsün!" buyurdular."

İbnu Abbas açıklamasına devam etti: "Bilahare Cenab-ı Hakk'ın lütfu yetişti (bolluk arttı), herkes yünlüden başka elbiseler giydiler, çalışmaları hafifledi, mescidleri genişletildi. Birbirlerini rahatsız eden terlerin bir kısmı ortadan kalktı."

Ebu Davud, Tahara: 130 Hn: 353; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 1285; İbn Abdilber, Temhid Hn: 1559.

İbnu Ömer ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhümâ anlatıyorlar: 

#9,727 وعن ابن عمر وأبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قا: ]بَيْنَا عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه يَخْطُبُ النَّاسَ يَوْمَ الجُمُعَةِ إذْ دَخَلَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ فَنَادَاهُ عُمَرُ: أيَّةُ سَاعَةٍ هذِهِ؟ فقَالَ إنِّى شُغِلْتُ الْيَومَ فَلَمْ أنْقَلِبْ إلى أهْلِى حَتّى سَمِعْتُ التَّأذِينَ، فَلَمْ أزِدْ على أنْ تَوَضَّأتُ فقَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: وَالْوُضُوءُ أيْضاً، وَقَدْ عَلِمْتَ أنَّ رَسُولَ اللّهِ # كَانَ يَأمُرُنَا بِالْغُسْلِ[. أخرجه الستة إ النسائي .
"Cuma günü, Ömer İbnu'l-Hattab hutbe verirken, Osman İbnu Affan mescide girdi. Ömer radıyallahu anh minberden ona seslendi. "Vaktin farkında mısın, (niye cumaya geciktin?)" Hz. Osman: "Bugün meşguliyetim vardı. Eve gelir gelmez ezanı işittim. Abdest almanın dışında bir oyalanmam da olmadı!" açıklamasında bulundu. Hz. Ömer radıyallahu anh: "Keza abdest(le yetinmen de bir eksiklik). Biliyorsun, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize yıkanmayı da emretmişti."

Kutub-i Sitte

Ubeydullâh İbnu's-Sebbâk rahimehullah'tan gelen bir rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cumalardan birinde şöyle buyurmuştur:

#9,726 وعن ابن السباق: ]أنَّ رسولَ اللّهِ # قالَ فِي جُمْعَةٍ مِنَ الجُمَعِ: يَا مَعْشَرَ المُسْلِمِينَ! إنَّ هذَا يَوْمٌ جَعََلَهُ اللّهُ تَعالى عِيداً فَاغْتَسِلُوا. وَمَنْ كَانَ عِنْدَهُ طِيبٌ فََ يَضُرُّهُ أنْ يَمَسَّ مِنْهُ، وَعَلَيْكُمْ بِالسِّوَاكِ[. أخرجه مالك .
"Ey müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teala Hazretleri onu (sizlere) bayram kılmıştır, öyleyse yıkanın. Kimin yanında bir tiyb (sürünme maddesi) varsa ondan sürünmesinde bir zarar yoktur. Size misvakı da tavsiye ediyorum."

Muvatta, Tahâret: 113, (1, 65-66); İbn

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh derdi ki: 

#9,725 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه أنه كان يقول: ]غُسْلُ الجُمْعَةِ وَاجِبٌ عَلى كُلِّ مُحْتَلِمٍ كَغُسْلِ الْجَنَابَةِ[. أخرجه مالك .
 "Cuma günü gusletmek, her muhtelim'e (büluğa ermiş kimseye) tıpkı cenabet guslü gibi vacibtir."

Muvatta, Cuma: 2, (1, 101); 

Ümeyye Bintu  Ebi's-Salt, Benî Gıfârlı -isminde zikrettiği- bir kadından nakleder ki, kadın şöyle demiştir: 

#9,724 Ümeyye Bintu  Ebi's-Salt, Benî ıfârlı -isminde zikrettiği- bir kadından nakleder ki, kadın şöyle demiştir: 
"Resulullah aleyhissalatu vesselam, beni devesinin döşüne serilen örtünün üzerine bindirdi." Kadın devamla der ki: "Allah'a yemin olsun, sabahleyin indi ve deveyi ıhtırdı. Ben de terkiden indim... Örtüde benden bulaşan kan vardı. Bu benim ilk hayız kanım idi. Görünce deveye doğru sıçradım ve utandım... Resulullah aleyhissalatu vesselam bendeki bu hali farkedip, kanı da görünce: "Neyin var? Belki de hayız oldun?" buyurdular. Ben "Evet!" dedim. Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse (hayız görenlerin tedbirlerine başvurarak) kendine çekidüzen ver. Sonra da bir su kabı al, içerisine tuz at. Sonra örtüye değen kanı yıka, sonra bineğine dön!" ferman buyurdular. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'i fethettiği zaman ganimetten bize de bağışta bulundu. (Ümeyye Bintu Ebi's-Salt) der ki: "(Gıfarlı Sahabiyye), suyuna tuz katmadan hayız kanını yıkamazdı. Öldüğü zaman cenazesinin yıkanacağı suya da tuz atılmasını vasiyet etmiştir."

Ebu Dâvud, Tahâret: 122, (313);

Müslim'in diğer bir rivayetinde metin şöyledir: 

#9,723 ولمسلم في أخرى: ]أنَّ أسْمَاءَ، وَهِىَ بِنْتُ شَكَلٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْها: سَألَتِ النّبىَّ # عَنْ غُسْلِ الْمَحِيضِ. فقَالَ: تَأخُذُ إحْدَاكُنَّ مَاءَهَا وَسِدْرَهَا فَتَطَهَّرُ فَتُحْسِنُ الطَّهُورَ فَتَصُبُّ عَلى رَأسِهَا فَتُدْلُكُهُ دَلْكاً شَدِيداً حَتّى تَبْلُغَ شُؤُنَ رَأسِهَا. ثُمَّ تَصُبُّ عَلَيْهَا الْمَاءَ. ثُمَّ تَأخُذُ فِرْصَةً مُمَسّكَةً فَتَطَهَّرُ بِهَا. قَالَتْ أسْمَاءُ: وَكَيْفَ أتَطَهَّرُ بِهَا؟ قَالَ سُبْحَانَ اللّهِ! تَطَهَّرِي بِهَا. قَالَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْها: كَأنَّهَا تَخْفى ذلِكَ: تَتَّبِعِى بِهَا أثَرَ الدّمِ، وَسَألْتُهُ عَنْ غُسْلِ الجَنَابَةِ فقَالَ: تَأخُذُ مَاءً فَتَطَهَّرُ فَتُحْسِنُ الطَّهُورَ أوْ تَبْلُغُ الطَّهُورَ، ثُمَّ تَصُبَّ عَلى رَأسِهَا فَتُدْلُكُهُ حَتَّى يَبْلُغَ شُؤُنَ رَأسِهَا، ثُمَّ تُفِيضُ عَلَيْهَا المَاءَ. فَقَالَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْها: نِعْمَ النِسَاءُ ا‘نْصَارِ، لَمْ يَكُنْ يَمْنَعُهُنَّ الْحَيَاءُ أنْ يَتَفَقَّهْنَ فِي الدِّينِ[.»الفِرصةُ«: بكسر الفاء: القطعة من صوف أو قطن أو غيره.و»شئونُ الرأس«: مواصل فتائل القرون وملتقاها، والمراد إيصال الماء إلى منابت الشعر مبالغة في الغسل .
"Esma -ki Bintu Şekel'dir- radıyallahu anha, Resulullah aleyhissalatu vesselam'a, hayızdan nasıl yıkanacağını sormuştu. Şöyle cevap verdi: "Sizden biri, suyunu ve sidresini alır, sonra temizlenir, ve temizliğini de güzel yapar. Sonra başına suyu döker, başını şiddetli şekilde eliyle ovalar, ta ki su saçın diplerine kadar ulaşsın. Sonra üzerine su döker. Sonra misklenmiş bir (bez) parçası alır, onunla temizlenir!" Esma: "Onunla nasıl temizlenir?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Sübhanallah! Onunla temizlen!" dedi. Hz. Âişe radıyallahu anha -sanki sözünü gizlemek isteyerek (fısıldayarak)- kadına: "Onu kan bulaşığına tatbik et" dedi. Esma der ki: "Cenabetten yıkanma hususunda da sordum. Bana: "Su al, temizlen ve temizliği güzel kıl veya temizliği mübalağalı yap, sonra başına su dök ve onu ovala, ta su saç diplerine varıncaya kadar. Sonra üzerine su dök!" dedi. Âişe radıyallahu anha devamla der ki: "Ensar kadınları ne iyi kadınlardı, haya onların dinlerini öğrenmelerine mani olmadı."

Müslim, Hayz: 61, (332); 

Diğer bir rivayette:

#9,722 ـ وفي أخرى: ]خُذِى فِرْصَةً مُمَسِّكَة فَتَوضَّئِى ثَثاً ثُمَّ إنَّ النَّبىَّ # اسْتَحْيَا وَأعْرَضَ بِوَجْهِهِ[. وهذا لفظ الشيخين .
"...misklenmiş bir parça al, üç kere yıka!" buyurdu. Sonra Aleyhissalatu vesselam utanarak yüzünü çevirdi" denmiştir.

Kutub-i Sitte

- Bir başka rivayette "meni" kelimesinden sonra şu ibare yer alır: 

#9,721 وفي رواية بعد قوله احتماً فقال: ]لَقَدِ ابْتُلِيتُ بِاِحْتَِمِ مُنْذُولَيْتُ أمْرَ النَّاسِ، فَاغْتَسَلَ وَغَسَلَ مَا رَأى فِي ثَوْبِهِ مِنَ اِحْتَِمِ، ثُمَّ صَلّى بَعْدَ ارْتِفَاعِ الضُّحى مُتَمَكِّناً[. أخرجه مالك .
"Halkın işini üzerime alalıdan beri ihtilam olmaya başladım" dedi. Derhal yıkanıp elbisesinde gördüğü bulaşığı yıkadı. Sonra kuşlukta güneş tam olarak yükselince namazını kıldı."

Muvatta, Tahâret: 80, 81, 82, (1, 49); 

Ebu Bekre radıyallahu anh anlatıyor: 

#9,719 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ دَخَلَ فِي صَلَاةِ الْفَجْرِ، فَأَوْمَأَ بِيَدِهِ أَنْ مَكَانَكُمْ، ثُمَّ جَاءَ وَرَأْسُهُ يَقْطُرُ، فَصَلَّى بِهِمْ
"Resulullah aleyhissalatu vesselam, sabah namazını kıldırmak üzere (mescide) girmişti. Eliyle "Yerinizde durun!" diye işaret buyurdu (ve çıktı). Sonra başından su damladığı halde geri geldi ve cemaate namazlarını kıldırdı."

Ebu Davud, Tahara 93 Hn: 233; Ahmed, Müsned Hn: 19912, 19945; İbn Hazm, Muhalla Hn: 754; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 504 ve Süneni Kübra Hn: 3736; İbn Abdilber, Temhid Hn: 177:1; İbn Münzir, Elevsat fi Sünen ve İcmai ve İhtilah Hn: 2050. Garip Osman der ki: Hadis Buharinin Şartına göre sahih ve diğer sahabelerin rivayeti farklı şekillerdede olsa manaen meşhurdur.

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh dedi ki:  

#9,718 َنّ رَسُولَ اللَّهِ خَرَجَ وَقَدْ أُقِيمَتِ الصَّلَاةُ وَعُدِّلَتِ الصُّفُوفُ، حَتَّى إِذَا قَامَ فِي مُصَلَّاهُ انْتَظَرْنَا أَنْ يُكَبِّرَ انْصَرَفَ، قَالَ: عَلَى مَكَانِكُمْ، فَمَكَثْنَا عَلَى هَيْئَتِنَا حَتَّى خَرَجَ إِلَيْنَا يَنْطِفُ رَأْسُهُ مَاءً، وَقَدِ اغْتَسَلَ
"Namaza kalkılıp saflar düzlenmişti ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) geldi, namazgahına geçti. O anda cünüb olduğunu hatırladı. Bize: "Yerinizde durun!" deyip, hemen ayrılıp yıkanmaya gitti. Gusledip dönünce başından henüz su damlıyordu. Tekbir getirdi, namaza durdu. Beraber namaz kıldık..."

Buhari, Hn: 275, 639; Ahmed, Müsned Hn: 10341; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 1537; İbn Hibban, Sahih Hn: 2236; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 3740; Müsnedi Sirac Hn: 921. Garip Osman der ki: Hadis merfu sahih ve meşhurdur.

.

#9,717
.

.

Nâfi rahimehullah anlatıyor:

#9,716 وعن نافع قال: ]كَانَ ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما إذَا أرَادَ أنْ يَنَامَ أوْ يَطْعَمَ وَهُوَ جُنُبٌ غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إلى المِرْفَقَيْنِ وَمسَحَ رَأسَهُ ثُمَّ طَعِمَ أوْ نَامَ[. أخرجه مالك .
"İbnu Ömer (radıyallahu anhüma), cünübken uyumak veya yemek istediği zaman, yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkar, başını mesheder, sonra yer veya uyurdu."

 Muvatta, Tahâret: 78, (1, 48); 

Ebû Dâvud'un rivayetine, Gudayf İbnu'l-Hâris der ki:

#9,715 وفي رواية أبي داود عن غضيف بن الحارث قال: ]قلتُ لعائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها: أرَأيْتِ رسولَ اللّهِ # كَانَ يَغْتَسِلُ مِنَ الجَنَابَةِ في أوَّلِ اللَّيْلِ أمْ في آخِرِهِ؟ قالَتْ: رُبَّمَا اغْتَسَلَ في أوّلِ اللَّيْلِ، وَرُبَّمَا اغْتَسَلَ في آخِرِهِ. قُلْتُ: اللّهُ اَكْبَرُ، اَلحَمْدُللّهِ الَّذِِى جَعَلَ في ا‘مْرِ سَعَةً. قُلْتُ: أرَأيْتِ رسولَ اللّهِ #، كَانَ يُوِترُ أوّلَ اللَّيْلِ أمْ آخِرَهُ؟ قالَتْ: رُبَّمَا أوْتَرَ أوّلَ اللَّيْلِ وَرُبَّمَا أوْتَرَ آخِرَهُ. قُلْتُ: اللّهُ أكْبَرُ، الحَمْدُللّهِ الَّذِى جَعَلَ في ا‘مْرِ سَعَةً. قُلْتُ: أرَأيْتِ رسُولَ اللّهِ # كَانَ يَجْهَرُ بِالْقُرآنِ أمْ يَخْفِتُ بِهِ؟ قالَتْ: رُبَّمَا جَهَرَ بِهِ، وَرُبَّمَا خَفَتَ بِهِ قُلْتُ: اللّهُ أكْبَرُ، الحَمْدُللّهِ الَّذِى جَعَلَ في ا‘مْرِ سَعَةً[ .
"Hz. Âişe (radıyallahu anha)'ye sordum: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cenabetten gecenin başında mı yıkanırdı sonunda mı?" "Bazan başında, bazan da sonunda yıkanırdı" dedi. Ben: "Allahu ekber! bu meselede genişlik veren Allah'a hamdolsun!" dedim ve tekrar sordum. "Vitir namazını gecenin evvelinde mi kılardı, ahirinde mi?" "Bazan evvelinde bazan ahirinde kılardı" dedi. Ben: "Allahu ekber! Bu meselede genişlik veren Allah'a hamdolsun!" dedim ve tekrar sordum: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Kur'an'ı açıktan mı okurdu sessiz mi okurdu?" "Bazan açıktan okur bazan da sessiz okurdu" dedi. Ben: "Allahu ekber! dedim. Bu meselede kolaylık koyan Allah'a hamdolsun!"

Kutub-i Sitte

Müslim'in, Abdullah İbnu Ebî Kays'tan yaptığı diğer bir rivayette Abdullah derki:

#9,714 وله في أخرى عن عبداللّه بن أبي قيس قال: ]سَألْتُ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها عَنْ وِتْرِ رَسُولِ اللّهِ # وَذَكَرَ الحَدِيثَ، وَفِيهِ قُلْتُ. كَيْفَ كَانَ يَصْنَعُ في الجَنَابَةِ، أكَانَ يَغْتَسِلُ قَبْلَ أنْ يَنَامَ، أوْ يَنَامُ قَبْلَ أنْ يَغْتَسِلَ؟ قَالَتْ: كُلُّ ذلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ. رُبَّمَا اغْتَسَلَ وَنَامَ، وَرُبَّمَا تَوَضّأ 
 "Hz. Âişe (radıyallahu anha)'ye Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın vitir namazından sordum..." Hadisi zikreder. Hadiste şu ibare de var: "Hz. Âişe'ye: "Resulullah cünübken ne yapardı, uyumadan önce yıkanır mıydı. Veya yıkanmadan önce uyur muydu?" diye sordum? Bana şu cevabı verdi: "Bunların hepsini yapardı. Bazan yıkanır ve sonra uyurdu, bazan abdest alır ve uyurdu." Bunu işitince: "Bu meselede genişlik koyan Allah'a hamdolsun!" dedim.

Kutub-i Sitte

Müslim'in bir rivayetinde:

#9,713 وفي أخرى لمسلم: ]كَانَ إذا أرَادَ أنْ يَأكُلَ أوْ يَنَامَ تَوَضّأ وُضُوءَهُ لِلصََّةِ[ .
"...Yemek veya uyumak istediği zaman  namaz abdestiyle abdest alırdı" denmiştir.

Kutub-i Sitte

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor

#9,712 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رَسولُ اللّهِ # إذَا أرَادَ أنْ يَنَامَ وَهُوَ جُنُبٌ غَسَلَ فَرْجَهُ وَتَوَضّأ وُضُوءَهُ لِلصََّةِ[. أخرجه الستة، وهذا لفظ البخاري .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), cünübken uyumak istediği takdirde fercini yıkar ve namaz abdestiyle abdest alırdı."

Kutub-i Sitte

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre, 

#9,711 وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: ]أنَّهُ لَمْ يَرَ بِالْقِرَاءَةِ لِلْجُنُبِ بَأساً[. أخرجه رزين. قلت: وَعلقه البخاري، واللّه أعلم .
O cünüb kimsenin Kur'an okumasında bir beis görmezdi."

Rezin tahric etmiştir. [Buhârî bab başlığında muallak olarak kaydetmiştir [Buhârî, (Hayz 7); 

.

#9,710
yeni hadis

.

Yine Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,709 وعنها رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كُنَّا نَغْتَسِلُ وَعَلَيْنَا الضَّمَادُ، وَنَحْنُ مَعَ رَسولِ اللّهِ # مُحَِّتٍ وَمُحْرِماتٍ[. أخرجه أبو داود .
 "Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın beraberinde ihramlı ve ihramsız her iki durumda da bulunduk. Bu esnada saçlarımız yapıştırılmış bulunduğu halde yıkanırdık."

Kutub-i Sitte

Yine Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,708 وعنها رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رَسولُ اللّهِ # يَغْسِلُ رَأسَهُ بِالخِطْمِىِّ وَهُوَ جُنُبٌ يَجْتَزِئُ بِذلِكَ وََ يَصُبُّ المَاءَ[. أخرجه أبو داود.ومعناه أنه كان يكتفي بالماء الذي يغسل به الخطمى فقط.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cenabetten yıkanırken başını hıtmi (denen otla) yıkardı. Bununla yetinir, (hıtmili su) üzerine ayrıca su dökmezdi."[

Kutub-i Sitte

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,707 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]رُبَّمَا اغْتَسَلَ رَسولُ اللّهِ # مِنَ الجَنَابَةِ ثُمَّ جَاءَ فَاسْتَدْفَأ بِى فَضَمَمْتُهُ إلىَّ وَأنَا لَمْ أغْتَسِلْ[. أخرجه الترمذي .
"Bazen Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cenabetten yıkanır, sonra (üşümüş olarak gelip) bana sokulup benim ısıtmamı isterdi, ben de O'nu bağrıma bastırıp ısıtıyordum. Bundan dolayı ben  ayrıca yıkanmıyordum."

Kutub-i Sitte

İbn Ömer (r.a) dedi ki:

#9,706   كَانَتِ الصَّلَاةُ خَمْسِينَ، وَالْغُسْلُ مِنَ الْجَنَابَةِ سَبْعَ مِرَارٍ، وَغَسْلُ الْبَوْلِ مِنَ الثَّوْبِ سَبْعَ مِرَارٍ، فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللَّهِ يَسْأَلُ، حَتَّى جُعِلَتِ الصَّلَاةُ خَمْسًا، وَالْغُسْلُ مِنَ الْجَنَابَةِ مَرَّةً، وَغَسْلُ الْبَوْلِ مِنَ الثَّوْبِ مَرَّةً
"Namaz elli vakitti, cenabetten gusül de yedi defa idi. Elbiseden sidiğin yıkanması da yedi defa idi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (azaltılmasını Cenab-ı Hakk'tan) taleb ede ede namaz beş'e, cenabetten gusül bire, elbiseden sidiğin temizlemesi bir kereye indirildi."

Ebu Davud, Sünen Hn: 247; Ahmed, Müsned Hn: 5850; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 785-1068; Arafi, Tarihi Tesrib Hn: 99 İbn Hibban, Mercuhin Hn: 789; İbn Şahin, Nasihul Hadis vel Mensuhu Hn: 45 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Hadis mevkuf zayıf ve gariptir.

Yine Hz. Âişe anlatıyor: 

#9,705 وعنها رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كُنْتُ أغْتَسِلُ أنَا وَالنّبىُّ # مِنْ إنَاءٍ وَاحِدٍ مِنْ قَدحٍ يُقَالُ لَهُ الْفَرَقُ[.قال سفيان رحمه اللّه: »الفَرَقُ« ثثةُ آصع .
"Ben ve Resulullah (aleyhissalatu vesselam), farak denen tek bir kaptan beraber guslederdik." Süfyan der ki: "Bir farak üç sa'dır."

Kutub-i Sitte

Ebû Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,704  وعن أبي رافع رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنّ رَسُولَ اللّهِ #: طَافَ ذَاتَ يَوْمٍ عَلى نِسَائِهِ وَيَغتَسِلُ عِنْدَ هذِهِ وَعِنْدَ هذِهِ. قالَ: فَقُلْتُ لَهُ يَا رسولَ اللّهِ أ َتَجْعَلُهُ غُسًْ وَاحِداً آخِراً؟ قالَ: هذَا أزْكَى وَأطْيَبُ وَأطْهَرُ[. أخرجه أبو داود.»الزّكاءُ«: الطهارة والنّماءُ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bir gün bütün hanımlarına uğradı. Her birisinin yanında ayrı ayrı yıkandı. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü dedim, en sonunda bir kere yıkansanız olmaz mı?" "(Olmasına olur, ancak) böyle yapmak daha temiz daha hoş ve daha paktır!" buyurdular.”

Kutub-i Sitte

Ubeyd İbnu Umayr el-Leysî anlatıyor:

#9,703 وعن عبيد بن عمير الليثي قال: ]بَلَغَ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها. أنّ عَبْدَ اللّهِ بْنَ عُمَرَ يَأمُرُ النِّسَاءَ إذَا اغْتَسَلْنَ أنْ يَنْقُضْنَ رُؤُسَهُنَّ. فقَالَتْ: يَا عَجَبَا بْنِ عُمَرَ وَهُوَ يَأمُرُ النّسَاءَ أنْ يَنْقُضْنَ رُؤُسَهُنَّ؟ أفََ يَأمُرُهُنَّ أنْ يَحْلِقْنَ؟ لَقَدْ كُنْتُ أغْتَسِلُ أنَا وَرَسُولُ اللّهِ # مِنْ إنَاءِ وَاحِدٍ وَما أزِيدُ أنْ أُفْرِغَ عَلى رَأسِى ثَثَ إفْرَاغَاتٍ[. أخرجه مسلم.             »أفرغتُ ا“نَاءِ«: إذا قلبت ما فيه من الماء.
"Hz. Âişe (radıyallahu anha)'ye, Abdullah İbnu Ömer'in, kadınlara yıkandıkları zaman örgülerini açmalarını emrettiği haberi ulaşmıştı, şöyle dedi: "İbnu Ömer'e hayret doğrusu! Kadınlara başlarını çözmelerini emrediyormuş, bir de traş olmalarını emretmiyor mu? Ben ve Resulullah (aleyhissalatu vesselam) aynı kaptan (beraberce) yıkanırdık. Ben, başıma üç kere su dökmekten başka birşey yapmazdım (da Resulullah müdahale edip "örgülerini de çöz" demezdi)."

Kutub-i Sitte

Sahiheyn'in bir rivayetinde şöyle denir: 

#9,702  وفي رواية للشيخين قالت: ]كانَ رسُولُ اللّهِ # إذَا اغْتَسَلَ مِنَ الجَنَابَةِ دَعَا بِشَىْءٍ نَحْوِ الحَِبِ فَأخَذَ بِكَفّهِ فَبَدَأ بِشِقِّ رَأسِهِ ا‘يْمَنِ ثُمَّ ا‘يْسَرِ. ثُمَّ أخَذَ بِكَفّيْهِ فقَالَ بِهِمَا عَلى رَأسِهِ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), cenabetten yıkandığı zaman (süt sağılan kab gibi) bir kab(ta su) isterdi. Onu eliyle tutar, başının sağ tarafını yıkayarak başlar, sonra da sol kısmını yıkardı. Sonra iki avucuyla su alır, onlarla başına dökerdi."

Kutub-i Sitte

Ebû Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: 

#9,701 وفي رواية أبي داود. قالت عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]كانَ رسولُ اللّهِ # يُفِيضُ عَلى رَأسِهِ ثَثَ مَرَّاتٍ، وَنَحْنُ نُفِيضُ خَمْساً مِنْ أجْلِ الضَّفْرِ[ .
"Hz. Âişe (radıyallahu anha) der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), başı üzerine üç kere su dökerdi. Biz ise,  örmelerimiz sebebiyle beş kere dökerdik."

Kutub-i Sitte

Bir başka rivayette:

#9,700 وفي أخرى: ]بَدَأ بِيَمِينِهِ فَصَبَّ عَلَيْهَا مِنَ المَاءِ فَغَسَلَهَا ثُمَّ صَبَّ المَاءَ عَلى ا‘ذَى الَّذِى بِهِ بِيَمِينِهِ وَغَسَلَ عَنْهُ بِشِمَالِهِ[. هذا لفظ الشيخين .
 "Sağ elini yıkayarak başlar, onun üzerine su döker, sonra sağ eliyle vücudundaki  ezanın üzerine su döker, sol eliyle de onu yıkardı..." denmiştir. Bu Sahiheyn'in lafzıdır.

Kutub-i Sitte

Bir diğer rivayette:

#9,699  وفي أخرى: ]بَدَأ فَغَسَلَ يَدَيْهِ قَبْلَ أنْ يُدْخِلَهُمَا ا“نَاءَ[ .
"...Suya sokmazdan önce ellerini yıkayarak  başlardı" denmiştir.

Kutub-i Sitte

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,698 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]أنَّ النّبى #: كَانَ إذَا اغْتَسَلَ مِنَ الجَنَابَةِ بَدَأ فَغَسَلَ يَدَيْهِ. ثُمَّ يَتَوَضَّأ لِلصََّةِ. ثُمَّ يُدْخِلُ أصَابِعَهُ في المَاءِ فَيُخَلِّلُ بِهَا أُصُولَ الشَّعْرِ. حَتّى إذَا ظَنَّ أنَّهُ قَدْ أرْوَى بَشَرَتَهُ أفَاضَ المَاءَ عَلَيْهِ ثََثَ مَرَّاتٍ. ثُمَّ غَسَلَ سَائِرَ جَسَدِهِ. ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ[. أخرجه الستة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cenabetten gusledince önce ellerini yıkamaktan başlardı, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya batırır, onlarla saç diplerini  hilallerdi. Deriyi ıslattığı kanaati hasıl olunca tepesinden üç kere su dökerdi. Sonra da bedeninin geri kalan kısımlarını yıkardı. En sonra da ayaklarını yıkardı."

Kutub-i Sitte

Hz. Sevbân (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,697 وعن ثوبان رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]اسْتُفْتَى النّبىُّ # عَنِ الْغُسْلِ مِنَ الجَنَابِةِ. قالَ: أمَّا الرَّجُلُ فَلْيَنْشُرْ رَأسَهُ فَلْيَغْسِلْهُ حَتّى يَبْلُغَ أُصُولَ الشَّعْرِ. وَأمَّا المَرْأةُ فََ عَلَيْهَا أنْ َ تَنْقُضَهُ لِتَغْرِفَ عَلى رَأسِهَا ثََثَ غَرَفَاتٍ بِكَفَّيْهَا[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a cenabetten temizlenmek hususunda sorulmuştu. Buyurdular ki: "Erkek ise, saçını açsın ve su  kılların dibine varıncaya kadar yıkasın. Kadın ise, saçını(n örgüsünü) açmamasının ona bir zararı yok. Başına elleriyle üç kere su avuçlayıp döksün."

Kutub-i Sitte