Toplam 25,104 Hadis
Konular

Kanaat Kategorisi

Amr İbnu Tağlib anlatıyor:

#8,647 وعن عمرو بن تغلب قال: ]أُتِيَ رَسُولُ اللّهِ # بِمَالٍ أوْ شَىْءٍ فقَسَّمَهُ فَأعْطَى رِجَاً وَتَرَكَ آخَرِينَ. فَبَلَغَهُ أنَّ الَّذِينَ تَرَكَهُمْ عَتَبُوا عَلَيْهِ. فَحَمِدَاللّهَ وَأثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ. أمَّا بَعْدُ، فَوَ اللّهِ إنِّي ‘عْطِي الْرَّجُلَ، وَأدَعُ الرَّجُلَ، وَالَّذِي أدَعُ أحَبُّ إليَّ مِنَ الَّذِي أُعْطِي، وَلَكِني أُعْطِي أقْوَاماً لِمَا أرَى في قُلُوبِهِمْ مِنَ الْجَزَعِ وَالْهَلَعِ، وَأكِلُ أقْوَاماً الى مَا جَعَلَ اللّهُ في قُلُوبِهِمْ مِنَ الْغِنَى وَالْخَيْرِ: مِنْهُمْ عَمْرُو بْنُ تَغْلَبَ. قَالَ عَمْرُو: فَوَاللّهِ مَا أُحِبُّ أنَّ لِي بِكَلِمَةِ رَسُولِ اللّهِ # حُمْرَ النَّعَمِ[. أخرجه البخاري.»الهَلَعُ« شدة الجزع والخوف.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir mal -veya bir şey- getirilmişti. Hemen onu taksim edip dağıttı. (Ancak, bunu yaparken) bir kısmına verdi, bir kısmına vermedi. Kendilerine verilmemiş olan kimselerin, sonradan hakkında dedikodu yaptıkları kulağına geldi. Bunun üzerine, (uygun bir fırsatta, halka hitap etmek üzere doğruldu). Allah'a hamd ve sena ettikten sonra: "Sadede gelince; vallahi ben, birine verip diğerine vermediğim olur (bu doğrudur, ancak) vermediğim, nazarımda, verdiğimden daha çok sevgiye mazhardır. Ben birkısım insanlara, kalplerinde gördüğüm sabırsızlık ve hırs sebebiyle veririm; birkısmını da, Allah Teala'nın kalplerine koymuş bulunduğu zenginlik ve hayra havale eder (ve onlara bir şey vermem). İşte bunlardan biri Amr İbnu Tağlib'dir!" buyurdular. Amr devamla der ki: "Vallahi, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (hakkımda telaffuz buyurduğu) bu kelamına bedel kırmızı develerim olsaydı bu kadar sevinmezdim."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/72. [Buhârî, Cum'a 29, Humus 19, Tevhid 49.]

Hz. Ömer (radıyallahu anh) şöyle hitap etmiştir:

#8,646 وعن عُمر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]تَعْلَمُوا أيُّهَا النَّاسُ اِنَّ الطَّمَعَ فَقْرٌ، وَإنَّ الْيَأْسَ غِنىً، وإنَّ الْمَرْءَ إذَا أيِسَ مِنْ شَىْءٍ اسْتَغنَى عَنْهُ[. أخرجه رزين .
"Ey insanlar! Bilin ki tamahkarlık fakirliktir, yeis (tamahkar olmamak) zenginliktir. Kişi bir şeye tamah göstermezse ondan müstağni olur." Rezin tahric etmiştir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/68.

Hz. Ali (radıyallahu anh)'den anlatıldığına göre, 

#8,645 وعن علي رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّهُ سَمَعَ رَجًُ يَسْألُ النَّاسَ يَوْمَ عَرَفَةَ. فقَالَ: أفِي هذَا الْيَوْمِ وفي هذَا الْمَكَانَ تَسْألُ مِنْ غَيْرِ اللّهِ؟ وَخَفَقَهُ بِالدِّرَّةِ[. أخرجه رزين .
arafe günü (dilenerek) insanlardan (sadaka) isteyen bir adam görür ve: "Yani şu günde, şu yerde Allah'tan başkasından mı istiyorsun?" der ve adama çubuğunu vurur. [Rezin tahric etmiştir.]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/68.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,644 وعن أبِي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ سَألَ النَّاسَ تَكَثُّراً، فإنَّمَا يَسْألُ جَمْراً فَلَيَسْتَقِلَّ أوْ لِيَسْتَكْثِرْ[. أخرجه مسلم.
"Kim (malını artırmak için) insanlardan dilenirse, o mutlak surette ateş talep etmiş olur. Öyleyse ister azla yetinsin isterse çoğaltmayı istesin, (artık kendisi bilir)!" 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/61. [Müslim, Zekat 105, (1041).]

Hz. Zübeyr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,643 وعن الزبير رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: ‘نْ يَأخَذَ أحَدُكُمْ أحْبُلَهُ ثُمَّ يَأتِى الْجَبَلَ فَيَأتِى بِحُزْمَةٍ مِنْ حَطَبٍ عَلى ظَهْرِهِ فَيَبِيعُهَا، خَيْرٌ لَهُ مَنْ اَنْ يَسْألَ النَّاسَ، أعْطُوهُ أوْ مَنَعُوهُ[. أخرجه البخاري .
"Kişinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için, insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır. İnsanlar istediğini verseler de vermeseler de."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/56.  [Buhârî, Zekat 50, Büyû' 15.]

Fedale ibn Ubeyd r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#534 طُوبَى لِمَنْ هُدِيَ إِلَى الْإِسْلَامِ وَكَانَ عَيْشُهُ كَفَافًا وَقَنَعَ
“İslam’a hidayet edilip geçimi kendine yeterli ve kanaat eden kimseye ne mutlu.”

Tirmizi, Zühd 35 Hn: 2349; Ahmed, Müsned Hn: 22818 ve diğerleri. Tirmizi: Ebu Hani’in ismi Humeyd b. Hanî’dir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Abdullah ibn Amr dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyi vesellem şöyle buyurdu:

#533 عَرَضَ عَلَيَّ رَبِّي لِيَجْعَلَ لِي بَطْحَاءَ مَكَّةَ ذَهَبًا، قُلْتُ: لَا يَا رَبِّ وَلَكِنْ أَشْبَعُ يَوْمًا وَأَجُوعُ يَوْمًا، أَوْ قَالَ ثَلَاثًا أَوْ نَحْوَ هَذَا، فَإِذَا جُعْتُ تَضَرَّعْتُ إِلَيْكَ وَذَكَرْتُكَ، وَإِذَا شَبِعْتُ شَكَرْتُكَ وَحَمِدْتُكَ
“Allah’ın emirlerine boyun eğip tüm iradesiyle Allah’a teslim olarak Müslüman olan kimse gerçekten kurtulmuştur. Ne mutlu rızkı kendisine yetecek kadar olan kanaat eden kimseye.”

Müslim, Zekat: 43; Tirmizi, Zühd 35 Hn: 2345 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Umame r.a.’dan: Nebi sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

#532 إِنَّ أَغْبَطَ أَوْلِيَائِي عِنْدِي لَمُؤْمِنٌ خَفِيفُ الْحَاذِ ذُو حَظٍّ مِنَ الصَّلَاةِ أَحْسَنَ عِبَادَةَ رَبِّهِ وَأَطَاعَهُ فِي السِّرِّ وَكَانَ غَامِضًا فِي النَّاسِ لَا يُشَارُ إِلَيْهِ بِالْأَصَابِعِ وَكَانَ رِزْقُهُ كَفَافًا فَصَبَرَ عَلَى ذَلِكَ ثُمَّ نَفَضَ بِيَدِهِ، فَقَالَ: عُجِّلَتْ مَنِيَّتُهُ قَلَّتْ بَوَاكِيهِ قَلَّ تُرَاثُهُ
“En beğendiğim dostum malı ve insanlara yükü az olan namazında devamlı ve duyarlı olup Rabbine olan kulluğunu en güzel biçimde yapan gizli açık her durumda Allah’a itaat eden durumu bilinmediği için halk arasında şöhrete ulaşmayıp parmakla gösterilmeyen yaşayacak kadar rızkı olup rızkına ve her şeyine sabreden mümindir.” Sonra elini birbirine vurup dinleyicilerin dikkatini çekti ve şöyle devam etti: “Ölümü çabuk, ağlayanı ve mirası az olandır.” Aynı sened ile Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: Rabbim, Mekke vadisini benim için altına çevirme teklifinde bulundu da; Ben hayır ya Rabbi dedim, bir gün doyup birgün aç kalayım (üç gün veya buna benzer bir tabir kullandı) Aç kaldığımda sana yalvarır yakarır ve seni hatırlarım, doyduğum zamanda sana şükreder ve sana hamdederim.

Buhari, Rikak: 16; Tirmizi, Zühd 35 Hn: 2347 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bu konuda Fedale b. Ubeyd el Kâsım’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu kimse Abdurrahman’ın oğlu olup Ebû Abdurrahman diye künyelenir. Ebû Abdulmelik diye künyelendiği söylenir. Kendisi Abdurrahman b. Hâlid b. Yezîd b. Muaviye’nin azâd edilmiş kölesidir. Şamlıdır ve güvenilir biridir. Ali b. Yezîd hadis konusunda zayıf olup Ebû Abdulmelik diye künyelenir.

Ubeydullah ibn Mıhsen r.a. dedi ki Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#531 مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِنًا فِي سِرْبِهِ، مُعَافًى فِي جَسَدِهِ، عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ، فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا
“Sizden her kim ruhen ve bedenen sağlıklı olup günlük yiyeceği de yanında olursa tüm dünya nimetleri ona toplanmış gibidir.”

Tirmizi, Zühd 34 Hn: 2346; İbn Mace, Zühd; 9 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Mervan b. Muaviye’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Hadiste geçen “Hîzet” kelimesi toplanmış anlamındadır. Aynı şekilde Muhammed b. İsmail, Humeydî vasıtasıyla Mervan b. Muaviye’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Bu konuda Ebud Derda’dan da hadis rivâyet edilmiştir.