Toplam 16,407 Hadis
Konular

Vasiyet Kategorisi

Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,793 وعن علي رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]حَفِظْتُ مِنَ النَّبِىِّ # اثْنَتَيْنِ: َ يُتْمَ بَعْدَ احْتَِمٍ، وََ صُمَاتَ يَوْمٍ الى اللًّيْلِ[. أخرجه أبو داود.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan iki şey öğrendim: "İhtilamdan sonra yetimlik kalmaz, geceye kadar gün boyu sessiz durmak yoktur" 

[Ebu Davud, Vesaya 9, (2873).]

Amr İbnu Şuayb  an ebihi an ceddihi anlatıyor:

#9,792 وعن عمرو بن شعيب عن أبيه عن جده: ]أنَّ الْعَاصَ بْنَ وَائِلِ السَّهْمِي أوْصَى أنْ يُعْتَقَ مِائَةُ رَقَبَةٍ. فَأعْتَقَ عَنْهُ ابْنُهُ هِشَامٌ خَمْسِينَ، وَأرَادَ ابْنُهُ عَمْرٌو أنْ يُعْتِقَ عَنْهُ الْخَمْسِينَ الْبَاقِيَة. فقَالَ: حَتّى أسْألَ رَسُولَ اللّهِ، فأتَاهُ فَسَألَهُ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللّهِ! إنَّ أبِي أوْصى أنْ يُعْتَقَ عَنْهُ مِائَةُ رَقَبَةٍ، وَإنَّ هِشَاماً أعْتَقَ عَنْهُ خَمْسِينَ وَبَقِيَتْ عَليَّ خَمْسُونَ، أفَأُعْتِقُ عِنْهُ؟ فَقَالَ #: إنَّهُ لَوْ كَانَ مُسْلِماً فَأعْتَقْتُمْ عَنْهُ، أوْ تَصَدَّقْتُمْ عَنْهُ، أوْ حَجَجْتُمْ عَنْهُ بَلَغَهُ ذلِكَ[. أخرجه أبو داود .
"As İbnu Vail es Sehmi [kendi adına] yüz  kölenin azad edilmesini vasiyet etti. Oğlu Hişam, ona bedel, elli tanesini azad etti. Oğlu Amr da ona bedel geri kalan elliyi azad etmek istedi ve: "Hele Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir sorayım!" dedi, ona gelip: "Ey Allah'ın Resulü! Babam,  kendi adına, yüz köle azad edilmesini vasiyet etmişti. Hişam onun adına elli köle azat etti! Benim üzerime de elli tanesi kaldı. Onun adına ben  azad edebilir miyim?" dedim. Aleyhissalatu vesselam, bana: "Eğer o Müslüman idiyse, ona bedel azad etseniz veya ona bedel sadaka verseniz veya ona bedel hacc yapıverseniz bu ona ulaşırdı"  buyurdular."  

[Ebu Davud, Vesaya 16, (2883).]

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) 

#9,791 وعن ابن عبّاس رَضِيَ اللّهُ عَنهما في قوله تعالى: ]إنْ تَرَكَ خَيْراً الْوَصِيّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَا‘قْرَبَيْنِ، وَكَانَتِ الْوَصِيَّةُ كذلِكَ حَتّى نَسَخَتْهَا آيَةُ الْمِيرَاثِ[. أخرجه أبو داود.
"Ölen, mal bırakmışsa ebeveyn ve akrabalarına vasiyette bulunsun..."(Bakara 180) ayeti hakkında demiştir ki: "Miras ayeti neshedinceye kadar vasiyet bu şekilde vacib idi." 

 [Ebu Davud, Vesaya 5, (2869).]

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#5,841
“İnsanları helak edecek olan şu yedi şeyden uzak durunuz.” “Ey Allah’ın Rasulü! Onlar nelerdir?” denilince; Rasulullah s.a.v: “1. Allah’a kanun koyuculuğunda ortak koşmak 2. Cimrilik 3. Allah’ın haram kıldığı bir cana kıymak, haksız yere adam öldürmek 4. Faiz yemek 5. Yetim malı yemek 6. Savaştan kaçmak 7. Zinadan uzak olan Müslüman kadınlara zina isnadında ve iftirasında bulunmaktır” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 12 Hn: 3611; Ebû Davud, Vesaya: 5; Buhârî, Vesaya: 24

İbn Abbas r.a Nisâ sûresi 10. ayeti hakkında şöyle dedi: 

#5,840
“Bu ayet indiği sırada bazılarının gözetimi altında yetimler bulunuyordu. Ayetteki tehditten korktukları için aynı evde olmalarına rağmen yiyeceklerini, içeceklerini ve kaplarını ayırıyorlardı. Bu da Müslümanlara zor geldi ve yetimlerle ilgilenmekten uzak durmaya başladılar. Bunun üzerine kolaylık getiren Bakara 220. ayeti nazil oldu ve birlikte yiyip içmeleri helal kılındı.”

Nesai, Vesaye: 11 Hn: 3610; Ebû Davud, Vesaya: 4; Müsned: 2845

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,839
Enam suresi 152. ayeti olan: “Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına onun iyiliği için olmadıkça dokunmayın” ayeti ile Nisa suresi 10. ayeti olan “Doğrusu yetimlerin mallarını ve imkanlarını haksızca yiyip bitirecekler karınlarını sadece ateşle doldurmuş olurlar” ayetleri nazil olunca insanlar yetim malıyla ilgilenmekten uzak durmaya başladılar ve bu durum Müslümanlara ağır geldi ve Peygamber s.a.v'e bu durumdan şikayette bulundular. Bunun üzerine Allah, Bakara suresi 220. ayetini indirdi: “…Yetimlere nasıl davranılacağı hakkında sana sorarlar deki: Onların durumlarını düzeltmek en iyisidir. Ve onların hayatlarını paylaşırsanız unutmayın ki onlar sizin kardeşlerinizdir. Zira Allah bozgunculuk yapanları düzeltmeye çalışanlardan ayırt etmesini bilir, Allah dileseydi taşıyamayacağınız yükleri omuzunuza yüklerdi...”

Nesai, Vesaye: 11 Hn: 3609; Ebû Davud, Vesaya: 4; Müsned: 2845

Amr b. Şuayb r.a babsından ve dedesinden aktararak şöyle dedi: 

#5,838
Bir adam Rasulullah s.a.v’e gelerek: “Ben fakirim, hiç malım mülküm de yok fakat bir yetimin vasiliğini yapıyorum ne yapmalıyım?” diye sordu. Rasulullah s.a.v'de: “Yetimin malından ye fakat israf etme, şaçıp savurma ve kendi üzerine de geçirme” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 11 Hn: 3608; Ebû Davud, Vesaya: 8; İbn Mâce, Vesaya: 9

Ebu Zer r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,837
Rasulullah s.a.v bana şöyle dedi: “Ey Ebu Zer! Ben, seni başkanlık ve emirlik vazifelerini yapmakta güçsüz görüyorum. Ben kendim için sevip hoşlandığımı senin için de sevip hoşlanırım. Aman sakın iki kişiye bile olsa başkan olma ve hiçbir yetimin malının idaresini de üzerine alma.”

Nesai, Vesaye: 10 Hn: 3607; Müslim, Imara: 4; Ebû Davud, Vesaya: 4

Sa’d b. Ubâde r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,836
Sa’d b. Ubade’nin annesi vefat etmişti ve Rasulullah s.a.v’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasulü! Annem öldüonun adına sadaka verebilir miyim?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “Evet” buyurdu. Sa’d: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “İnsan ve hayvanların su ihtiyaçlarına cevap vermektir” buyurdu. Bu yüzden Sa’d’ın Medine’de bir çeşmesi vardı.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3606 ve Eyman ve Nuzur: 9 Hn: 3606; Ahmed, Müsned Hn: 21421

Sa’d b. Ubâde r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,835
“Ey Allah’ın Rasulü! Hangi sadaka daha hayırlı ve kıymetlidir” diye sordum. “İnsanları ve hayvanları sulamaktır” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3605 ve Eyman ve Nuzur: 9 Hn: 3605; Ahmed, Müsned Hn: 21421 ve diğerleri.

Sa’d b. Ubâde r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,834
Rasulullah s.a.v'e: “Ey Allah’ın Rasulü! Annem öldü onun için sadaka verebilir miyim?” dedim. O da: “Evet” buyurdu. Ben de: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir” dedim. Rasulullah s.a.v’de: “Su hayrı” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3604;  Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a'tan rivâyete göre, 

#5,833
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v’den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3603;  Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,832
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v’den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3602; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,831
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v'den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3601; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,830
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v'den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 9 Hn: 3600;  Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,829
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v'den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3599; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,828
Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v’den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3598; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,827
Sa’d b. Ubade’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasulullah s.a.v’den fetva istedi. Rasulullah s.a.v: “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3597; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a Sa’d b. Ubâde r.a’den naklediyor:

#5,826
Sa’d b. Ubade Rasulullah s.a.v’e gelerek: “Annem vefat etti. Onun bir adağı vardı, onun için bir köle azad etsem borcunu ödemiş olur muyum?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “Annen adına köle azad et” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3596; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a'tan rivâyete,

#5,825
bir adam Rasulullah s.a.v’e: “Ey Allah’ın Rasulü! Annem vefat etti, onun adına bir şeyler tasadduk etsem ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “Evet” dedi. O adam da: “Öyleyse benim bir hurma bahçem var Seni şahit tutuyorum ki o bahçeyi onun için tasadduk ettim” dedi.

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3595; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#5,824
Sa’d Peygamber s.a.v'e: “Annem bir şey vasiyyet etmeden öldü, onun için bir şeyler tasaddukta bulunabilir miyim?” diye sordu. Rasulullah s.a.v'de: “Evet” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3594; Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15

Şerid b. Süveyd es Sekafî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,823
Rasulullah (s.a.v)’e geldim ve: “Annem vefat etmeden kendisi için bir köle azad edilmesini vasiyet etmişti. Şu anda benim elimde Nubiyeli bir cariye (Kadın köle) var, bu cariyeyi onun adına azad etmemle üzerimdeki borcum ödenmiş sayılır mı?” diye sordum. Rasulullah (s.a.v): “O cariyeyi bana getir” buyurdu. Yanına getirdim, Peygamber s.a.v ona: “Rabbinkimdir? ”diye sordu. Cariye “Allah’tır” dedi. “Ben kimim?” diye sordu. “Sende Allah’ın elçisisin” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Onu azad ediver o mü’mindir” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3594; Ebû Davud, Vesaya: 12; Müsned: 18636

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, 

#5,821
bir adam Rasulullah s.a.v’e: “Babam öldü geriye mal da bıraktı. Fakat vasiyette de bulunmadı onun için tasadduk ta bulunsam onun günahlarına keffaret olur mu?” diye sordu. Rasulullah s.a.v: “Evet olur” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3592; İbn Mâce, Vesaya: 8; Müsned: 8486

Ebu Hüreyre r.a'den rivâyete göre, Peygamber s.a.v şöyle buyurdu: 

#5,820
“İnsan ölünce tüm amellerinin sevabı kesilir ancak şu üç çeşit amelinin sevabı devam eder: 1. Sadaka-i su yol köprü vs. gibi devam eden işler 2. Kendisinden istifade edilen dini bilgi çalışmaları 3. Kendisine hayırlı duada bulunan hayırlı evlat.”

Nesai, Vesaye: 8 Hn: 3591; Ebû Davud, Vesaya: 14; Tirmizî, Ahkam: 36;

Sa’d Ubâde r.a babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: 

#5,819
“Sa’d b. Ubade, Peygamber ile birlikte bir savaşa katılmak üzere çıkmıştı. O esnada annesi de Medine’de vefat etmek üzereydi, kendisine bir şey vasiyet et” denildi. Ne vasiyet edebilirim ki mal Sa’d’ın malıdır, Sa’d gazveden dönmeden de vafat etti. Sa’d, Medine’ye geldiğinde bu olay ona aktarıldı. Bunun üzerine Sa’d: “Ey Allah’ın Rasulü! Eğer anam hakkında tasaddukta bulunursam ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “Evet” buyurdu. Sa’d ta şu ve şu bahçem diyerek bahçesinin ismini söyledi ve annem için sadakadır dedi.

Nesai, Vesaye: 7 Hn: 3590; Müsned: 21421

Aişe r.anha’dan rivâyete göre,

#5,818
bir adam Rasulullah s.a.v’e: “Annem ansızın vefat etti. Eğer konuşmaya fırsat bulsaydı tasaddukta bulunurdu, onun için tasaddukta bulunayım mı?” dedi. Rasulullah s.a.v: “Onun için tasadduk et” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 7 Hn: 3589; Ebû Davud, Vesaya: 15; İbn Mâce, Vesaya: 8

 Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,817
Yakın akrabalarını uyar Şuara 214. ayet nazil olduğunda Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Ey Abdülmuttalib’in kızı Safiye! Ve Ey Abdülmuttalib oğlulları! Allah’ın azabına karşı sizlere bir şey yapamam. Dünyada malımdan istediğiniz kadar isteyin fakat ahiretteki azabı başınızdan savamam.”

Nesai, Vesaye: 6 Hn: 3588; Müsned: 24359

Câbir b. Abdullah r.a'tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,816
Babam borçlu olarak vefat etmişti. Alacaklılara alacaklarına karşılık hurma almalarını teklif ettimkabul etmediler ve alacaklarını karşılamayacağını söylediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v’e geldim ve durumu anlattım. O da şöyle buyurdu: “Hurmaları toplayıp kurutma yerine koyduğunda Bana haber ver.” Ben de toplayıp kurutma yerine yığdığımda haber vermek üzere Rasulullah s.a.v’e geldim. Rasulullah s.a.v’de Ebu Bekir ve Ömer ile birlikte hurma kurutma yerine geldiler. Oraya oturdu ve bereket için dua etti sonra şöyle buyurdu: “Alacaklıları çağır ve alacaklarını hurmadan öde.” Babamdan alacağı olan herkese alacaklarını verdim, on üç vesk hurma arttı. Bunu Rasulullah s.a.v'e söylediğimde güldü ve: “Ebu Bekir ve Ömer’e de git bunu haber ver” buyurdu. Ebu Bekir ve Ömer’e gidip haber verdim onlar: “Rasulullah s.a.v bereket için dua ettiğinde bunun böyle olacağınıbilmiştik” dediler. 

Nesai, Vesaye: 4 Hn: 3580; Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20

Câbir b. Abdullah r.a'tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,809
Bir yahudinin babamdan hurma alacağı vardı. Babam da Uhud savaşında şehid olmuştu, geriye miras olarak iki hurma bahçesi bırakmıştı. Hurmaların tamamı ise yahudinin alacağını ancak karşılayacaktı. Rasulullah s.a.v, o yahudiye: “Alacağın hurmanın yarısını şimdi alsan yarısını da diğer seneye bıraksan olmaz mı?” dedi. Yahudi buna yanaşmadı. O zaman Rasulullah s.a.v, bana: “Hurmaları toplamaya başladığında bana haber ver” buyurdu. Ben de dediğini yaptım ve Rasulullah s.a.v'e haber verdim. Rasulullah s.a.v: “Ebu Bekir ile birlikte geldi. Hurmanın en altından başlanarak toplanmaya ve ölçülmeye başlandı,Rasulullah s.a.v’de bereketlenmesi için dua ediyordu. Neticede o iki bahçenin küçüğünden çıkan hurmalarla yahudinin borcunu ödedik. Sonra Rasulullah s.a.v ve Ebu Bekir’e ikram olmak üzere yaş hurma ve su getirdim, yiyip içtiler ve şöyle buyurdular: “İşte bu hurma ve su ahirette hesaba çekileceğiniz şeylerdendir.”

Nesai, Vesaye: 4 Hn: 3579; Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20

Câbir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,808
Abdullah b. Amr b. Haram vefat etmişti. Pek çok ta borç bırakmıştı. Rasulullah s.a.v’den alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmeleri için yardım istedim. Rasulullah s.a.v alacaklılardan böyle bir istekte bulundu fakat kabul etmediler. Rasulullah s.a.v'de bana: “Git hurmalarını çeşitlerine göre, Acve’yi bir yere, Izk Ubn Zeyd çeşidini bir yere ayrı ayrı topla sonra bana haber ver” buyurdu. Rasulullah s.a.v’in dediğini yaptım. Rasulullah s.a.v geldi, hurma yığınlarını en üstte olanını veya ortadakinin yanına oturdu sonra da şöyle buyurdu: “Alacaklılara alacakları nispette ölç.” Ben de ölçtüm onlara verdim borcumkalmadı sonra baktım hurma yığınları hiç eksilmemiş gibiydi. 

Nesai, Vesaye: 4 Hn: 3578; Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20

Câbir r.a'den rivâyete göre, 

#5,807
Cabir’in babası borçlu olarak vefat etmişti. Cabir diyor ki: Peygamber s.a.v’e geldim ve: “Ey Allah’ın Rasulü! babam bir sürüborç bırakarak vefat etti, miras olarak ta sadece bir hurmalık bıraktı. Bu hurmalıktan çıkacak ürünlerle bu borç birkaç senede ancak ödenebilir. Alacaklıların bana bir kötülük yapmamaları için hurmalığa beraberce gidelim” dedim. Rasulullah s.a.v geldi vehurma yığınlarını dolaştı ve onların etrafında selam verdi, dua etti ve yığının yanına oturdu. Alacaklıları çağırdı ve alacaklarını ödedi yine de kalan yığınlar hiç alınmamış gibi duruyordu. 

Nesai, Vesaye: 4 Hn: 3577; Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20

Câbir b. Abdullah r.a'tan:

#5,806
Cabir’in babası Uhud savaşında şehid düşmüştü, geriye altı kız ve bir sürü de borç bırakmıştı. Hurma toplama zamanı geldiğinde Rasulullah s.a.v'e geldim ve şöyle dedim: “Biliyorsunuz ki babam, Uhud savaşında şehid düştü, pek çok ta borç bıraktı ve ödemenin hakkından gelemeyeceğimi sanıyorum bu sebeple alacaklıların sizinle görüşmelerini istiyorum” dedim. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Sen şimdi git her cins hurmayı ayrı ayrı yerlere topla ve bana haber ver.” Ben de, Rasulullah s.a.v’in dediğini yaptım ve sonra da O’nu çağırdım. Alacaklılar Rasulullah s.a.v'i orada görünce isteklerindeki ısrarı biraz daha artırdılar. Rasulullah s.a.v onların bu yaptıklarını görünce en büyük hurma yığınının etrafını üç defa dolaştı ve o yığının yanına oturdu ve “Alacaklıları çağır” dedi. Rasulullah s.a.v alacaklılara ölçerek hurmayı verdi ve sonunda babamın borcunu Allah ödettirmiş oldu ve ben: “Allah babamın borcunu ödemeyi nasib etsin de tek bir hurma bile bana ve kardeşlerime kalmasın buna bile razıyım” diyordum. Halbuki borçların tamamı ödenmiş ve yığınlardan tek bir hurma bile eksilmemiş gibiydi. 

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3576; Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20

Muhammed b. Sa’d, babası Sa’d b. Malik’ten naklediyor: 

#5,805
 O hasta iken Rasulullah s.a.v ona geldi ve Sa’d: “Bir kızımdan başka çocuğum yok dolayısıyla malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum” dedi. Peygamber s.a.v’de: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etsem” dedi. Rasulullah s.a.v: “O da çoktur” buyurdu. “Üçte birini vasiyet etsem” deyince: “Üçte bir yeterlidir hatta o bile çoktur” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3575; Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,804
Temenni olunur ki insanlar vasiyet konusunda dörtte biri tercih etsinler çünkü Rasulullah s.a.v: “Üçte bir… üçte bir de çoktur ve büyüktür buyurmuştur.

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3574; Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,803
Rasulullah s.a.v Sa’d’ı ziyarete gelmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasulü! Malımın üçte ikisini vasiyet edeyim mi?”dedi. Rasulullah s.a.v: “Hayır” dedi. “Öyleyse yarısına ne dersiniz?” deyince yine: “Hayır” buyurdu. “Üçte biri olur mu?” deyince: “Peki üçte birini vasiyet et, üçte bir de gerçi çoktur ve büyüktür. Varislerini zengin bırakman onları başkalarına el açacak şekilde fakir bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3573; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Sa’d r.a'den rivâyete göre, 

#5,802
Peygamber s.a.v onu hastalığında ziyaret etmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasulü! Malımın tamamını vasiyet etmek istiyorum” dedi. Rasulullah  s.a.v: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etmeme ne dersin” dedi. Rasulullah s.a.v, yine: “Hayır olamaz” dedi. Sa’d: “Üçte birini vasiyet edeyim” deyince: “Üçte bir kafidir gerçi o da çoktur ve büyüktür” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3572; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Sa’d b. Ebi Vakkas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,801
Hastalığımda Rasulullah s.a.v beni ziyaret etti ve “Vasiyette bulundun mu?” diye sordu. Ben de:“Evet” dedim. “Ne kadarını” diye sordu. Ben de: “Malımın tamamını Allah yolunda vasiyet ettim” dedim. “Çocuğuna bir şey bırakmadın mı?” buyurdu. “Onlar zengindir” dedim. “Öyleyse o malının onda birini vasiyet et” buyurdu ben daha fazlasını istedim. Rasulullah s.a.v’deartırdı ve: “Üçte birini vasiyet et hatta üçte bir de çoktur ve büyüktür” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3571; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Bükeyr b. Mismar r.a'dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,800
Amir b. Sa’d tan işittim. O da babasından şöyle aktarmıştı: “Sad (Mekke'de) hastalanmıştı Rasulullah s.a.v ziyaret için yanına girmişti. Sa’d, Rasulullah s.a.v’i görünce ağladı ve: “Ey Allah’ın Rasulü! Vaktiyle hicret ettiğim yerde öleceğim” dedi. “Rasulullah s.a.v hayır inşallah iyileşirsin” buyurdu. Sa’d: “Malımın hepsini Allah yolunda vasiyet etmek istiyorum” dedi. Rasulullah s.a.v: “Hayır öyle yapma” buyurdu. “Sa’d üçte ikisini mi vasiyet edeyim” deyince, yine: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Yarısını mı deyince, yine: “Hayır olmaz” dedi. “Ya üçte birine ne dersin?” deyince Rasulullah s.a.v: “Üçte bir… üçte birde çoktur, çocuklarını zengin bırakman onları başkalarına el açacak şekilde fakir bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3570; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Amir b. Sa’d r.a babasından naklediyor ve şöyle diyor:

#5,799
Sa’d Mekke'de hasta yatıyordu, vaktiyle hicret ettiği bu toprakta ölmek istemiyordu. Peygamber s.a.v onu ziyarete geldi. “Allah, Sa’d b. Afra’ya merhamet etsin veya Allah Sa’d’e acısın” buyurdu. Onun mirasçı olarak tek bir kızı vardı. Ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasulü! malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum ne dersiniz?” Rasulullah s.a.v; “Hayır öyle yapma!” buyurdu. “Yarısını” dedim, yine: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Üçte bir deyince: “Üçte bir… üçte bir çoktur… zira mirasçılarını zengin bırakman insanlara el avuç açacak şekilde muhtaç bırakmandan hayırlıdır” buyurdu.

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3569; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Sa’d r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,798
Ben Mekke’de hasta iken Rasulullah s.a.v beni ziyarete geldi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasulü! malımın hepsini vasiyet etmek isterim ne dersiniz?” dedim. “Hayır olmaz” buyurdu. Ben: “Yarısını” dedim. Yine “Hayır olmaz” buyurdu. “Üçte birine ne dersiniz?” deyince: “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama vasiyet edebilirsin. Ey Sa’d! Mirasçılarını zengin bırakman onları fakir ve başkalarına el açar halde bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu. 

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3568; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Amir b. Sa’d r.a babasından naklederek şöyle diyor: 

#5,797
Şifa bulduğum bir hastalığa yakalanmıştım. Rasulullah s.a.v beni ziyarete gelmişti. Ben de şöyle demiştim: “Ey Allah’ın Rasulü! Benim malım çoktur, kızımdan başka da mirasçım yok, malımın üçte ikisini tasadduk edebilir miyim?” diye sordum. “Hayır” dedi. Ben: “Peki yarısına ne dersiniz?” dedim. Yine “Hayır” dedi. Ben: “Ya üçte biri nasıl olur?” deyince, “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama senin için yeterlidir. Mirasçılarını zengin bırakman başkalarına avuç açacak durumda bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu

Nesai, Vesaye: 3 Hn: 3567; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,796
Rasulullah s.a.v vefat ettiğinde yanında benden başka kimse yoktu. Vefatına yakın idrar yapmak için bir kap istemişti. 

Nesai, Vesaye: 2 Hn: 3566; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,795
Rasulullah s.a.v Ali’ye vasiyet etti diyorlar. Halbuki vefatından az önce idrarını yapmak için bir kap istemişti  de o esnada tüm vücudunu bırakıvermişti, benim göğsüme dayalı olmasına rağmen ben bile vefat ettiğini anlayamadım, şu halde kime vasiyet etti?

Nesai, Vesaye: 2 Hn: 3565; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,794
Rasulullah s.a.v vefatında geriye ne bir dinar ne de bir dirhem ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden hiçbir şey de vasiyet etmedi. 

Nesai, Vesaye: 2 Hn: 3562-3563-3564; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Talha r.a'dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,793
İbn ebi Evfa’ya: “Rasulullah s.a.v vasiyette bulunmuş mudur?” diye sordum. “Hayır” dedi. “Peki Müslümanlara vasiyet nasıl emrolundu?” dedim. Allah’ın Kitab’ına uyarak emretti dedi. 

Nesai, Vesaye: 2 Hn: 3561; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Sâlim b. Abdullah r.a babasından naklediyor. Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur:

#5,792
“Vasiyet edebileceği kadar dünyalığı bulunan bir kişiye vasiyeti yanında yazılı bulunmadıkça üç gece geçirmesi helal değildir.” 

Nesai, Vesaye: 1 Hn: 3560; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Abdullah b. Ömer r.a’in haber verdiğine göre Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur:

#5,791
“Hiçbir Müslüman kimsenin vasiyeti yanında olarak bulunmadıkça üç gece geçirmesi caiz değildir.” Abdullah b. Ömer diyor ki: “Rasulullah s.a.v’den bu hadisi duyduğum andan itibaren vasiyetim daima yanımdadır.”

Nesai, Vesaye: 1 Hn: 3559-3558-3557; Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1

Abdullah r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#5,790
“Hanginiz varislerinin malını kendi malından daha çok sever?” Oradakiler: “Ey Allah’ın Rasulü! Biz kendi malımızı severiz varislerin malını değil” dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “İyi bilin ki şu anda sevdiğinizi söylediğiniz tüm bu mallarınız sizin mallarınız değildir varislerinizin mallarıdır. Senin malın  ahiret ve Cennet için önceden verdiğin maldır geri kalanlar ise varislerin mallarıdır.” 

Nesai, Vesaye: 1 Hn: 3554; Buhârî, Rikak: 12; Müsned: 3443

 Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, 

#5,789
Rasulullah s.a.v'e bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Rasulü! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür” diye sordu. Rasulullah s.a.v'de: “Sadakanın hayırlısı vücudun sıhhatle ve mala düşkünlüğün fazla olup fakirlikten korkup ebedi kalacakmış gibi olduğun anda verilenidir” buyurdu ve, “Sadaka vermeyi can boğaza geldiği ve sen de şu malım şu kimseye şu malımda şu kimseye aittir diyeceğin güne  erteleme.” 

Nesai, Vesaye: 1 Hn: 3553;  Ebû Davud, Vesaya: 3; Müslim, Zekat: 31

Amr b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#5,362 مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ دِينَارًا، وَلَا دِرْهَمًا، وَلَا عَبْدًا، وَلَا أَمَةً إِلَّا بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ الَّتِي كَانَ يَرْكَبُهَا، وَسِلَاحَهُ وَأَرْضًا جَعَلَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ
Rasulullah (s.a.v) ne dirhem ne dinar ne köle ne cariye miras olarak hiçbirşey bırakmadı. Ancak bindiği beyaz katırını, silahını ve Allah yolunda vakıf kıldığı bir araziyi bırakmıştı. (Kuteybe’nin değişik rivayetinde Allah yolunda sadaka kıldığı araziyi denilmektedir.

Buhârî, Vesaya: 1; Nesai, Ahbas: Hn: 3538-3539-3539-3540; İbn Mâce, Vesaya: 1 ve diğerleri.

Urve (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Aişe (r.anha), Urve’ye; Berire’nin kitabet bedeli hususunda Aişe’den yardım istemeye geldiğini bildirdi. Kitabet bedeli=(köl

#491 ابْتَاعِي فَأَعْتِقِي، فَإِنَّمَا الْوَلَاءُ لِمَنْ أَعْتَقَ "، ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَشْتَرِطُونَ شُرُوطًا لَيْسَتْ فِي كِتَابِ اللَّهِ، مَنِ اشْتَرَطَ شَرْطًا لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَلَيْسَ لَهُ وَإِنِ اشْتَرَطَ مِائَةَ مَرَّةٍ
"Satın al sonra azad et vela hakkı azad eden kimseye aittir. Sonra Rasülullah (s.a.v.) kalkarak halka hitab etti ve şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki Allah’ın kitabında olmayan şartları koşuyorlar. Her kim Allah’ın kitabında olmayan bir şartı şart koşarsa yüz sefer şart koşsa bile geçerli değildir.”

Tirmizi, Vasiyet 7 Hn: 2124; Dârimi, Vesaya: 34 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Aişe’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. İlim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup vela hakkı köleyi azâd edene aittir.

Ebu Habibe et Tai rahimullah’dan rivayette şöyle demiştir: Kardeşim malının bir kısmını bana vasiyet etmişti. Ben de Ebud Derda ile karşılaştığımda ona dedim ki

#490 مَثَلُ الَّذِي يَعْتِقُ عِنْدَ الْمَوْتِ، كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي إِذَا شَبِعَ
“Ölümüne yakın köle azad eden kişi; doyduktan sonra bağışta bulunan gibidir.”

Tirmizi, Vasiyet 3 Hn: 2123; Darimi, Vesaya: 34 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ali r.a. dedi ki:

#489 أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَضَى بِالدَّيْنِ قَبْلَ الْوَصِيَّةِ "، وَأَنْتُمْ تُقِرُّونَ الْوَصِيَّةَ قَبْلَ الدَّيْنِ
“Peygamber (s.a.v.), ölen kimsenin borcunun vasiyetten önce ödenmesine hükmetti. Halbuki siz Kuran’da vasiyeti borçtan önce okumaktasınız.”

Tirmizi, Vasiyet 6 Hn: 2122; İbn Mace, Vesaya: 7 ve diğerleri.ž Tirmizi: ilim adamlarının çoğunluğunun uygulaması bu hadise göre olup vasiyetten önce ödeme işi borçtan başlar.

Amr bin Harice r.a.’dan rivâyet edildi ki: Peygamber (s.a.v.), devesinin üzerinde hutbe veriyordu ben de devenin boynunun altında idim. Deve geviş getirip yutar

#488 إِنَّ اللَّهَ أَعْطَى كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ، وَلَا وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ، وَالْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ، وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوِ انْتَمَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ رَغْبَةً عَنْهُمْ، فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ لَا يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلَا عَدْلًا
üzerinde hutbe veriyordu ben de devenin boynunun altında idim. Deve geviş getirip yutarken salyası iki omuzun arasına akmakta idi. O’ndan şöyle işittim diyordu ki: “Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Dolayısıyla miras alacak olana vasiyet yoktur. Çocuk, yatağın sahibi olan erkeğe veya cariye ise efendisine aittir. zina edenin hakkı mirastan mahrum edilmektir. Veya taşlanarak öldürülmektir. Kim babasından başkasına babam budur diye intisab ederse veya köle olan kimse kendi sahibinin dışındaki kimsenin efendisi olduğunu iddia ederse kendi öz babasından ve efendisinden bağlarını koparırsa Allah’ın laneti onun üzerine olur. Allah bu tür kimselerin ne tevbesini kabul eder ne de günahtan kurtulmak için vereceği fidyeyi.”

Tirmizi, Şahadet 5 Hn: 2121; Ebu Davud, Vesaya: 1; İbn Mace, Vesay: 2 ve diğerleri. Tirmizi: Ahmed b. Hasan’dan işittim şöyle diyordu: Ahmed b. Hanbel şöyle dedi: Şehr b. Havşeb’in hadislerine aldırmam. Tirmizî: Muhammed b. İsmail’e Şehr b. Havşeb hakkında sordum. Güvenilir kimsedir fakat İbn Avn onun hakkında ileri geri konuşmuş olup sonra Hilâl b. ebî Zeyneb ve Şehr b. Havşeb’den rivâyette bulunmuştur. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Umame el Bahili r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’den işittim veda haccındaki hutbesinde şöyle buyurdu:

#487 إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَعْطَى لِكُلِّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ، فَلَا وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ، وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوِ انْتَمَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ، فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ التَّابِعَةُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، لَا تُنْفِقُ امْرَأَةٌ مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا إِلَّا بِإِذْنِ زَوْجِهَا "، قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ: وَلَا الطَّعَامَ، قَالَ: " ذَلِكَ أَفْضَلُ أَمْوَالِنَا ". ثُمَّ قَالَ: " الْعَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ، وَالْمِنْحَةُ مَرْدُودَةٌ، وَالدَّيْنُ مَقْضِيٌّ، وَالزَّعِيمُ غَارِمٌ
“Allah her hak sahibine hakkını vermiştir, dolayısıyla miras alana vasiyet yoktur. çocuk yatağın sahibi olan erkek veya efendinindir. Zina edenin hakkı mirastan mahrum edilmektir veya taşlanarak öldürülmektir. Ve onların hesabı (sevap, ceza, bağışlanma) Allah’a aittir. Her kim babasından başkasına intisab ederse yani başka birine babam budur derse veya bir köle sahibinin dışında başka birisinin efendisi olduğunu iddia ederse kıyamete kadar Allah’ın laneti=yani rahmetinden uzak kalmasıonun üzerinedir. Kadın kocasının evinden uzak kalması onun üzerinedir. Kadın kocasının evinde ancak kocasının izniyle harcamada bulunabilir. Bu esnada Ey Allah’ın Rasulü! Kadın kocasının evinden bir fakire yiyecek de mi veremez? Denildi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), esasen mallarımızın en değerlisi odur buyurdu. Sonra şöyle devam etti: Ödünç alınan her şey ödenecektir. Ödünç olarak verilen hayvan, ağaç, ve arazide sahibine geri verilecektir. Her türlü borç ta mutlaka ödenecektir. Kefil olan da borç ödenmezse o borcu ödeyecektir.”

Tirmizi, Vasiyet 5 Hn: 2120; Ebu Davud, Vesaya: 1; İbn Mace, Vesaya: 2 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Amr bin Harice ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Ebu Umame’den değişik yollarla da rivâyet edilmiştir. İsmail b. Ayyaş’ın, Iraklılardan ve Hicazlılardan tek başına rivâyeti pek sağlam değildir. Çünkü onlardan münker hadisler rivâyet etmektedir. Şamlılardan rivâyeti ise daha sağlamdır. Muhammed b. İsmail bu konuda böyle söylemiştir. Tirmizî: Ahmed b. Hasan’ın, Ahmed b. Hanbel’den şöyle naklettiğini işittim: İsmail b. Ayyaş’ın durumu diğer münker hadisler aktaranlara göre daha iyidir. Diğerlerinin güvenilir kimselerden rivâyet ettiği münker hadisler vardır. Abdullah b. Abdurrahman’dan işittim şöyle diyordu: Zekeriyya b. Adiyy’den işittim şöyle diyordu: Ebû İshâk el Fezarî şöyle diyor: Bakiyye denilen kişilerin güvenilen kişilerden yaptıkları rivâyetleri alın İsmail b. Ayyaş’ın ise gerek güvenilir gerekse başka kimselerden yaptığı rivâyetlerini almayın. (Bakıyye: İsmail b. Ayyaş’ın dışındaki münker hadisler aktaran kimseler.)

Talha b. Musarrif rahimullah’dan rivayete göre, şöyle demiştir: İbn ebi Evfa’ya; Rasülullah (s.a.v.)’in bir vasiyeti varmıydı diye sordum. O da hayır dedi. O ha

#486 أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ
“Allah’ın kitabına uymayı tavsiye etmişti.”

Tirmizi, Şahadet 4 Hn: 2119; İbn Mace, Vasiyet: 22 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece Mâlik b. Muğvil veya Mığvelin rivâyetiyle bilmekteyiz.

İbn Ömer r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#485 مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ مَا يُوصِي فِيهِ إِلَّا وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ
“Vasiyet edecek bir şeyi (borcu, alacağı, malı) olan kimsenin vasiyeti yanında yazılı olmaksızın iki geceyi peş peşe geçirmek Müslüman’a yakışmaz.”

Tirmizi, Şahadet 3 Hn: 2118; Ebu Davud, Vesaya: 1; İbn Mace, Vesaya: 2 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Zührî, Sâlim ve İbn Ömer’den benzeri şekilde hadis rivâyet edilmiştir.

Şehr bin Havşeb rahimullah’dan rivâyete göre, Ebu Hüreyre r.a, Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu ona aktarmıştır:

#484 إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ وَالْمَرْأَةُ بِطَاعَةِ اللَّهِ سِتِّينَ سَنَةً، ثُمَّ يَحْضُرُهُمَا الْمَوْتُ فَيُضَارَّانِ فِي الْوَصِيَّةِ فَتَجِبُ لَهُمَا النَّارُ "، ثُمَّ قَرَأَ عَلَيَّ أَبُو هُرَيْرَةَ: مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَى بِهَا أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ وَصِيَّةً مِنَ اللَّهِ إِلَى قَوْلِهِ وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
“Erkek veya kadın altmış sene Allah’a itaatle meşgul olurlar ölüm gelip çattığında yaptığı vasiyette varislerden bir kısmını zarara sokar böylece de Cehenneme düşmek o kimseye vacib olur.” Sonra Ebu Hüreyre bana Nisa suresi 12-13 ayetini okudu: “… Bütün bunlar mirasçılar zarara uğratılmaksızın yerine getirilmelidir…”

Tirmizi, Vasiyet 2 Hn: 2117; Ebu Davud, Vesaya: 3İbn Mace, Vesaya: 3 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Eş’as b. Câbir’den hadis rivâyet eden Nasr b. Ali; Nasr b. Ali el Cehzamî’nin dedesidir.

Sad bin ebi Vakkas r.a. dedi ki: Mekke fethi yılı hastalanmıştım. Neredeyse ölümle karşı karşıya geldim Rasûlullah (s.a.v.), beni ziyarete geldi. Dedim ki:

#483 يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ لِي مَالًا كَثِيرًا، وَلَيْسَ يَرِثُنِي إِلَّا ابْنَتِي أَفَأُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ، قَالَ: " لَا "، قُلْتُ: فَثُلُثَيْ مَالِي، قَالَ: " لَا "، قُلْتُ: فَالشَّطْرُ، قَالَ: " لَا "، قُلْتُ: فَالثُّلُثُ، قَالَ: " الثُّلُثُ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّكَ إِنْ تَدَعْ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَدَعَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ، وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً إِلَّا أُجِرْتَ فِيهَا حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا إِلَى فِي امْرَأَتِكَ "، قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أُخَلَّفُ عَنْ هِجْرَتِي، قَالَ: " إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ بَعْدِي فَتَعْمَلَ عَمَلًا تُرِيدُ بِهِ وَجْهَ اللَّهِ إِلَّا ازْدَدْتَ بِهِ رِفْعَةً وَدَرَجَةً وَلَعَلَّكَ أَنْ تُخَلَّفَ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ، اللَّهُمَّ أَمْضِ لِأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ، وَلَا تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ، لَكِنْ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ يَرْثِي لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم أَنْ مَاتَ بِمَكَّةَ
"Ya Rasülullah! Dedim. Çok malım var kızımdan başka da varisim yok. Malımın tamamını hayır işlerine vasiyet edebilir miyim? Rasülullah (s.a.v.): “Hayır” dedi. Malımın üçte ikisini? Dedim yine “Hayır” buyurdu. O halde yarısını? Dedim yine “Hayır” dedi. Bende üçte birini? Dedim. Bunun üzerine üçtebir iyi ama, üçtebir de çoktur varislerini zengin bırakman onları insanlara avuç açar vaziyette yoksul kişiler olarak bırakmandan elbette daha hayırlıdır. Sen, yaptığın her harcamadan dolayı sevap kazanıyorsun hatta hanımının ağzını uzattığın bir lokma bile… Sonra Ey Allah’ın Rasulü! Dedim. Ben hicret etmiştim. Fakat şu anda hicret ettiğim Mekke’de hasta durumdayım hicretimden dönmüş mü sayılacağım? Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: benden sonraya kalırsan ömrün olursa Allah’ın rızasını umarak yapacağın her bir iş sebebiyle Allah senin sevabını artıracak ve dereceni yükseltecektir. Ömrün olur da geriye kalırsan bazı kimseler senden istifade edecek bazı insanlarda savaşlarda senin kılıç darbelerinle senden zarar göreceklerdir. Allah’ım ashabımın hicretlerinden dolayı sevaplarını eksiksiz olarak yaz onları gerisin geriye çevirme… Fakat Rasulullah (s.a.v.), Sa’d b. Havle’nin Mekke’de ölümüne üzülüyordu.

Tirmizi, Vasiyet 1 Hn: 2116; Darimi, Vasiyet: 6; İbn Mace, Vesaya: 5 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis başka yollarla da Sad bin ebi Vakkas’tan rivâyet edilmiştir. İlim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup, kişinin malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmeye hakkı yoktur derler. Bazı ilim adamları ise Rasûlullah (s.a.v.)’in “Üçte bir de çoktur” sözü üzerine vasiyetin üçtebirden daha az olmasını müstehab görüyorlar.